TÜRKİYE - MACAHEL

GÜRCİSTAN SINIRIMIZDAKİ MUHTEŞEM VADİ

               
Eşim ile İzmir'den Trabzona uçakla, oradan da bir araç kiralayarak, sırasıyla Rize, Hopa, Borçka, Artvin, Yusufeli yolunu takip ederek, Olgunlar köyüne varıyoruz. Bu bölümü daha sonra Kaçkar'lar bölümünde yazmak istiyorum.


Her yaptığım gezide olduğu gibi, bu tur için önceden hazırlık yapıyorum. Hangi yol takip edilir? Nasıl ulaşılır? Nerde kalınır? Ne yenir, ne içilir? Bunların adresleri , telefon numaraları gibi. Güzel bir dosya hazırlığı yapıyorum. Bu dosyaya uçak yolculuğunda şöyle bir göz atayım dedim . Okuduktan sonara dosyayı önümdeki koltuk arkasına koydum ve onu unutarak uçaktan indim. Aklıma geldiğinde işi işten geçmişti uçak kapıları kapanmıştı. Artık sadece aklımda kalanlara göre hareket etmek zorundaydık





Yine bir uçak seyahatinde dergide okuduğum Macahel'i çok merak ediyordum. Kaçkar dönüşü rotamızı Borçka üzerinden Karagöl ve Macahel'e çeviriyoruz. Önce Karagöl'e geliyoruz. Burası tam manasıyla cennetten bir köşe. Eşsiz bir doğa harikası, göl ve etrafını çeviren yeşilin tonlarıyla süslü bir orman.

Etrafta yöre halkından insanlar ve dışarıdan gelenlerle oldukça kalabalıktı. Her yerde, müzik çalıyor ve insanlar horon oynuyorlardı. Biz de o çoşkuya kapılarak onların arasına dalıyoruz. Horon oynayan bir gurup kadın , eşimi de içlerine alıyorlar ve o çoşkuyu birlikte paylaşıyorlar. Gerçekten de o yöre halkı çok içten, misafirperver  ve samimi insanlar.



Enerji tüketiminin gerçekten gelişmişliğin simgesi olduğuna inanırım. Elbette ülkenin enerjiye ihtiyacı varsa bu kaynaklar bulunup değerlendirilmelidir. Ancak mevcut iktidar döneminde nedense bu güzelim, cennet gibi vadiler birer HES (Hidro Elektrik Santralı) ile yok edilmek isteniyor. Hangi aklın ve mantığın ürünüdür anlamak mümkün değil. Neyse ki Macahel'in güzel vadisi, Rize idare mahkemesinin vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararıyla kurtulmuş durumda. Ama Karadeniz'imizin muhteşem vadileri hala bu tehdit altında bulunuyor.


Karagöl'de bir süre kaldıktan sonra, Macahel'e gitmek üzere yola çıkıyoruz. Akşam saatleriydi ve bir sis bastı, yolu ancak seçebiliyorduk. Önce dikleşen sonra da, yokuş aşağıya giden bir yol burası. Yolun bazı yerleri iyi, bazı yerleri yol çalışmaları nedeniyle bozuktu. Macahel'e ulaşabilecekmiydik acaba derken karşıdan gelen bir aracı durdurup, Macahal'e mesafeyi ve bu siste gidip gidemeyeceğimizi soruyoruz. Aracı kullanan şahıs çok rahat bir ifadeyle 45 dakika sonra oraya varacağımızı ve sisin önemli olmadığını söylüyor. O yöre insanları tabii ki böyle bir duruma alışkın, ama biz İzmir'de sis ile doğru dürüst karşilaşmayız bile. Bizim için oldukça zor olan bir yolculuktan sonra Macahel'e varıyoruz.                   
                                               
Gezi hazırlığım sırasında internet üzerinden, Macahel'de Tema vakfına ait bir otelin olduğunu okumuş ve nasılsa bir yer vardır diye rezervasyon bile yaptırmamıştım. Varınca bir sürprizle karşılaştık, meğerse ertesi gün orada "Macahel Festivali" varmış ve her yer doluymuş. O saatten sonra da geri dönme şansımız yoktu ve  oradaki görevlilere bir çare bulun dedik. Sağolsunlar, orada bulunan bir rehberin de yardımıyla, ev pansiyonculuğu yapan bir köy evinde, kalacak yer bulduk.

 
Geceyi orada geçiriyoruz. Aile Tema vakfının da desteğiyle, kraliçe arıcılık yapan bir aileydi . Bahçede arı kovanları vardı  ve sabah kahvaltımıza dadanan arılar eşliğinde, kahvaltımızı yapıyoruz. Arılara karşı gösterdikleri sevgiyi unutamıyorum. Örneğin, balın içine düşen arıyı sevgiyle temizliyorlar ya da serin hava nedeniyle hareket zorluğu çeken arıyı avuç içlerine alıp üfleyip ısıtıyorlar sonra arı uçup gidiyordu. Biz olsak arı sokar falan deyip bunu yapmazdık ama sanırım arılar da bu sevgiyi anlıyorlar ve sokmuyorlardı onları.
         
Burada oldukça güzel bir kestane balı üretimi yapılıyor.Tadı biraz acımsı ama solunum yollarına çok iyi gelen bu bal aynı zamanda bir çok hastalığa da şifa oluyor. Biz oradan aldığımız balı daha sonra sadece boğazımızın tedavisi olarak kullandık. 1-2 çay kaşığı balı ağızınızda yavaş yavaş emerseniz boğazınızdaki ağrının hemen azaldığını  hissediyorsunuz. Bizim için çok kıymet ifade ettiği için, azar azar kullanıyoruz.

Eğer yolunuz düşerse bal almayı kesinlikle  ihmal etmeyiniz.


Macahel Gürcü'ce de, elin ayası ve beş parmağı anlamına geliyormuş . Elin ayası Hocalı köyü ve onu çevreleyen 5 diğer köy. Bunlar, Düzenli, Efeler, Kayalar, Maral ve Uğur köyleri. Burada bir başka enteresan şey de, köyün alt kısmındaki bazı evleri Gürcistan tarafında, bazısı Türkiye tarafında kalmış. Türkiye'nin sınırları çizilirken, o köydeki yaşayan insanlara nerede  yaşamak istediklerini sormuşlar, insanların tercihi doğrultusunda   evlere göre sınır belirlenmiş.


Misafir olduğumuz aileye, nereye gidebileceğimizi soruyoruz. Gezilebilecek 5 köy ve bir de Maral Şelalesi olduğunu söylüyorlar. Biz  şelaleyi tercih ediyoruz. Yolu tarif ediyorlar, bir de araçla bir yere kadar gideceğimizi, aracı orada park ederek yola yürüyerek devam etmemiz gerektiğini söylüyorlar. Yola çıkıyoruz, yollar toprak yol, 40 km. süratle gittiğimizde hız rekoru kırıyoruz diye espri yapıyorduk aramızda. Üstelik o park yapacağımız yerin neresi olduğunu da bilmiyorduk. Öylesine yola devam ediyoruz.


Bir yere varıyoruz yol kenarında sadece bir araç bulunuyordu park etmiş olan ama o da bir konutun yanındaydı. Acaba burası mı diye tereddüt ediyorum. Daha sonra olmazsa ileriden dönerim diye düşünerek yola devam ediyorum. 400 m sonra yol, bisiklet yoluna dönüyor. Bir yanımız dik bir dağ, diğer yanımız uçurum ama ağaçlar var. Geri geri gitmekten başka çare kalmamıştı. Eşime araçtan inmesini söylüyorum, ne olur ne olmaz onun da hayatını riske etmemeliyim. O yürüyerek, ben de  aynalardan yolu kontrol ederek geri geri aracı hareket ettiriyorum. Bir an dalgınlığımla, aracın sağ iki tekerleğini şarampole kaydırıyorum. Hava yağışlı, yerler ıslak ve kaygan, biraz daha hareket etsem iyice aracı kaydırıp belki de şarampole yuvarlanacağız. Aracı durdurarak dışarıya çıkıyorum. Eşim çok tedirgin ve yüzü gerginlikten bembeyaz olmuştu.

(Resimdeki yola ve heybetli ağaçlara dikkat ediniz)

O bölgede konutlar biribirinden çok uzak. Eşime aracın başında kalmasını söyleyerek yardım aramaya gidiyorum. Bir konuta vardığımda temiz giysilerle bir kaç erkek bir araca binmek üzereydiler, kendilerine durumu anlatıp yardım talebinde bulunuyorum. Günlerden Cuma günüydü ve camiye gideceklerini söylüyorlar ve bana namazdan sonra olur mu diye soruyorlar. Ben de "Valla sabaha karşı da deseniz başka çaremiz yok, tabii ki olur" diyorum. O sırada yaşlı bir teyze konuşmalarımızı dinliyordu, sanırım ailenin büyüğü bir kadın. Erkeklere "Yardım etmeye gidin, bu namaz kılmaktan daha sevap" diyor ve evin erkekleriyle, onların aracına binerek, aracımızın yanına geliyor ve onların yardımıyla aracımızı kurtarıyoruz.

   
Bu yardımsever arkadaşlar, şelaleye gidip gitmeyeceğimizi soruyorlar, ben "Elbette gideceğiz"  diyorum ama o anda eşimin bir an önce oradan kurtulmaktan başka bir şey istemediğine adım kadar eminim. Şelaleye yaklaşık 1,5-2 km. lik bir yürüyüşten sonra varıyoruz. Orası da mükemmel bir doğa harikası. Orada dinlenip, fotoğraf çekip geri dönüyoruz.

Şimdi rotamızı Hopa'ya çeviriyoruz. Bir otele yerleşiyoruz ve  eşimin odadaki jakuzili banyoda banyo yaptıktan sonra " yaşasın medeniyet " deyişini unutamam. Bu gezinin bitiminden sonra bu tür bir geziye katılmayacağını ilan ediyor. Tabii ki herkesin seyahat tercihleri elbette farklı oluyor.

Şimdi yolumuz Batum'a..


DİKKAT

1- Bölgeye giderken yanınıza mutlaka hangi mevsimde de olsa ,yağmura uygun giyecek alınız
 
2- Kullanacağınız aracın, arazi aracı olmasını tercih ediniz. Normal araçlarla da geziyi yapabilirsiniz.

3- Ne kadarını taşıyabiliyorsanız o kadar çok bal alınız, memnun kalacaksınız.

4- Bizim gibi sürprizle karşılaşmak istemiyorsanız, kalma konusunda rezervasyonunuzu yaptırınız. Ama Hocalı köyünde ev pansiyonculuğu da gelişmiş, sokakta kalmazsınız.


Rize - Ayder Yaylası yazımı okumak için tıklayınız..


 İYİ SEYAHATLER

                       





4 yorum:

Adsız dedi ki...

yazdıklarınızı merakla okudum aynı yollarda ben ve eşim sıkıntı yaşadık biz oranın münübisiyle gittik ama belli bir yerde münübisler dönemeyince ters olarak geri geri 3 km gittik tabi sen düşün iyi günler

Malik Yavaş dedi ki...

Benzeri sıkıntıları bizim de yaşadığımızı yazımda bahsetmiştim. Gideceklere yol gösterici olsun istedim.

Okay Özer dedi ki...

Yapmis oldugunuz tasvirlerden sanki oralara gitmis gibi oldum. Bu sene bende düsünüyordum bir Karadeniz gezisi ve mutlaka simdi Macahel e gidecegim ve ordan balda alacagim tesekkürler ve saygilar:))

Malik Yavaş dedi ki...

Size de güzel bir seyahat dilerim