26 Aralık 2013 Perşembe

MISIR (LUXOR-ASWAN)

                        EN BÜYÜK MEDENİYETLERDEN BİRİNDEN GERİYE KALANLAR



          Mısır'a 1993 yılında eşimle, İstanbul - Kahire - Luxor - Aswan - Kahire -İstanbul  güzergahını takiben gittik. Kahire havaalanına indiğimizde transit yolcu salonunda beklerken, Cam bölmenin dışında Mısır'lı erkeklerin bizlere sanki uzaydan gelen yaratıklarmışız gibi bakışları beni çok şaşırtmıştı. Neredeyse izdiham yaşanıyordu cam bölmenin arkasında.

          Aslında koskoca bir medeniyeti anlatmak bu küçük yazı sınırlarının çok ötesinde, ancak biz özetlemeye çalışacağız genel ve önemli gördüklerimizi.





         İç hat seferiyle Kahire'den, Luxor'a uçtuk. Havaalanından transferle Nil üzerinde 4 gün boyunca Luxor'dan, Aswan'a seyahat edeceğimiz otel gemimize ulaştık. Yanyana dizilmiş gemilerden geçerken ağır baharat kokuları rahatsız ediciydi. Hele birinde o kadar çoktu ki ,inşallah bu gemide kalmayız diye dua ettik. Neyse ki gemimizde o denli rahatsız edici bir durum yoktu.








          Önce biraz gemiden söz edeyim; Gemi bir otel gemi olarak inşa edilmiş. Banyolu odaları, geniş yemek salonları, çevreyi izlemeye uygun güvertesi ve güvertede spor aletleri olan bir gemi. Gece boyunca yolculuk ediliyor genelde gündüzleri ise  o büyük medeniyetin yaşandığı yerlere gezi yapılıyor. Genelde yemekler gemide yeniyor. Garsonlar erkeklere içki servisi yaparken, bir şey demiyorlar ama kadınlara servis yaparlen "haram,haram" diyorlar. Yemekler güzel sayılır ama bazılarında baharatı fazla bu nedenle  rahatsızlık verici olabilir. Akşamları gemide düzenlenen eğlenceler de hoş oluyor. Bu eğlencelerin olmazsa olmazı dansöz.


 
      Gemideki 4 günlük seyahatımız boyunca odamızın penceresinden zaman zaman, nehride yüzen "NİL GÜLLERİ" ni seyretmek oldukça hoş bir görüntüydü. Nil nehri oldukça uzun ve bir kaç ülke kateden ve bu ülkelerinin atıklarını da taşıdığı için, oldukça pis bir nehir. Ama buna rağmen nehirde yüzenleri görmeniz mümkün. Nil nehrinin yanındaki vaha oldukça canlı, burada tarım yapılıyor. Ancak düzlüklerin bittiği yerden itibaren çöl başlıyor. Bu genişlik bazı yerlerde Nil'den kilometrelerce bir mesafe iken bazı yerlerde sadece metrelere kadar düşebiliyor. Düzlüğün bittiği yerden itibaren hemen çöl başlıyor.Bu büyük medeniyet işte bu Nil havzasında kurulmuş, gelişmiş ve bitmiş. Geriye o medeniyetten sadece antik eserler kalmış. Sosyal yaşamda o medeniyetten eser göremiyorsunuz.



          FİRAVUNLAR (KRALLAR) VADİSİ




        Burası M.Ö. 1500 - 1000 yılları arasında ölen firavun ve önemli devlet adamlarının defnedildiği bir bölge. Dağlar oyularak bir dehliz haline getirilmiş, dehliz içinde az sayılamayacak bir mesafe yürünerek varlıyor firavun mezarına. Dehlizlede o dönemde yapılan resimler hala canlılığını koruyor. Firavunların buraya definleriniz sebebi, piramitlerin talan edilmesi  ve mumyalı olan cesetlerin sıcaktan çürümemesi olarak gösteriliyor. Orada bulunduğumuz sırada arkeoloğlar yeni buldukları bir mezar girişini açıyorlardı. Bu çalışmalar hala devam ediyor ve tam olarak ne kadar mezar bulunduğu henüz bilinmiyor.



       
         Mısır tarihinde tek kadın firavun Hatşepsut , tarihe oldukça derin izler bırakmış. Adına yapılan tapınağa uzunca bir yoldan ilerlenerek varılıyor. Bizim gezimizden sonraki günlerde, buraya gelen bir Alman turist gurubuna "Müslüman Kardeşler " örgütünce yapılan silahlı saldırı sonucunda , çok sayıda turist can vermişti.
       








          Krallar Vadisinde yapılan arkeolojik kazılar sırasında buluan bir mumyanın, Kraliçe Hatşepsut'a ait olduğu ortaya çıkarılmış. Resimdeki mumya da ona ait.






         LUXOR

         Nil vadisi çevresinde çok sayıda antik eser barındıran yerler var. Seyahatımız süresince bunlarda birkaçına uğradık. Bunlardan en çok ilgimi çekenlerden birisi "VERGİ METRE" nin bulunduğu tapınak. Bu tapınakta bir kuyu oluşturulmuş, nehrinin o yılki su seviyesini ölçen ölçü cihazı yaratılmış ve üzerine de skalalar yapılmış. Nehrin yüksek olması durumunda, verimin arttığına karar veriliyor ve dolayısıyla vergi de ona göre artırılıyormuş.





        Bir tapınağın girişinde keçi başlı aslan gövdeli heykeller sıralıydı. Anıtkabir'deki aslanlı yol gibi. Turdaki muzip bir arkadaşımız yüksek sesle " Şimdi bir hanımefendi ile konuştum, hanımefendi " Nasıl  böyle birşey olabilir gövdeleri aslan, başları boynuzlu keçi" dedi. Ben de ona " Hanıefendi siz kimsenin özel hayatına karışamazsınız "dedim ,demesiyle kahkahalara boğulmuştuk.





       Gezdiğimiz tapınaklarda en görkemli olanlardan birisi Luxor Tapınağıyıdı. Bu tapınakta gezerken rehberimiz duvardaki hiyoroglif yazılarından birisini okudu bize. Luxor'un erkekleri bir savaşa gidince tanrı RA tek başına kalmış Luxor'da. Savaş bitince erkeklerden geri dönmüş bir de bakmışlar ki kadınların hepsi hamile....





 
      Mısır halkı çok fakir, sokakta rahat yürüyemiyorsunuz etrafınızı hemen çeviriyorlar " bahşiş bahşiş " diye ellerini uzatıyorlar. Hatta bunu yapan polis ve asker üniformalılar da var.
          Mısır'da müslüman kadınlar evlenmeden önce renkli giysiler giyiyorlar ancak evlendikten sonra kara çarşaf giymek zorundalar.
       Ülke çok pis, insanlar da öyle. Dışarıdan deyim yerindeyse kabuklu yumurta bile yememelisiniz.




      Mısır'da heykel sanatı çok gelişmiş, sokak satıcıları veya hediyelik eşya satan dükkanlardan satın alabilirsiniz. Hatta ilk hiyeroglif yazılarının yazıldığı papirüs üzerine de hiyerogli yazılar veya tanrı resimleri yapılmış olarak ta satılıyor.  Ama bunların bazıları gerçek papirüs olmayıp sahteleri de olabiliyormuş, muz gövdesinden yapılan. Ama anlaşılması kolay değil şansiniza










     Sokak satıcılar her yerde çevrenizi sarıyorlar,ellerinde genellikle granitten yapılmış heykelcikler ve papirüs e yapılmış resimler oluyor. İnsana resmen yapışıyorlar. Özellikle bu sırada kadınları taciz de ediyorlar bayanları, korumaya alımalısınız. Pazarlığın sınırı yok, eğer satıcıya fiyat sorarsanız kurtuluşunuz yok. Ben birine fiyat sordum, sonra 1/100 fiyat teklif ettim üzerimde kaldı. İşte böylesine pazarlık edebiliyorsunuz.






     Gelelim antik dönem tanrılarına; biz genelde Ra'yı biliriz Mısır tanrısı olarak,bulmacalarda da çıkan. Ama burada en önemli tanrını Horus olduğunu öğrendik. Horus şahin başlı bir tanrı resimde görülen. Ayrıca , Anubis, Hator, İsis, Osiris gibi önemli tanrıların yanında isimlerini sayamayacağımız kadar çok tanrı da var.
     Ayrıca bizim "bok böceği" dediğimiz böcek te burada kutsal .













                                                                              Tanrı Anubis ve Tanrı Hator


          ASWAN



       Bu kentte Nil nehri üzerinde inşaa edilmiş olan büyük bir hidroelektrik baraj ve santralı var. Mısır'ın büyük ölçüde elektrik ihtiyacı buradan karşılanıyor. Nehirde Nil  Timsahları yaşarmış eskiden, fakat bu baraj yapımından sonra sadece güney bölgesinde kalmış timsahlar. Barajdan sonraki kuzey bölümündeki bölgede hiç timsah bırakmamışlar. Aswan'da hediyelik eşya satıcılarından timsah kafası satın alabilirsiniz, ben almıştım. Ayrıca güzel yelkenliler ile Nil'de dolaşmak ta oldukça keyifli.




     Burada nehir üzerinde bulunan bir adada botanik bahçesi yapmışlar ve yüzlerce çeşit bitkiyi burada görebilirsiniz (yukarıdaki resim). Yine bir ada üzerinde bulunan antik Philae tapınağa gittik gece gösterisine (yandaki resimde). Hem gösteriden hem de kendimiz güvende hissetmediğimizden baya ürpermişitik.


       Buradan dönüşümüz tekrar Kahire'ye oldu. Kahire başlı başına bir yazı konusu , onu da daha sonra yazacağım.

                                             İYİ SEYAHATLER

   











5 Aralık 2013 Perşembe

KAZAKİSTAN - ALMAATA

                                                 ESKİ BAŞKENT ALMAATA (ALMATI)




          Almaata (Almatı) şehrinde işlerim nedeniyle çok zaman bulundum. Bu kent, Kazakistan'ın en güzel kentiydi ancak artık yerini Astana'ya kaptırmış durumda. Astana'nın başkent oluşu ve doğal olarak nüfusunun da artışıyla birlikte yatırımların daha ziyade bu kente yönelmesi nedeniyle, Almaata'yı ikinci sıraya düşürmüş durumdadır.  

            Burada yine sözü tercümanım Saule'ye bırakayım ;


"Almati şehri Kazakistan’ın güney doğusunda Alatau dağlarının eteklerinde yer almaktadır. 1997 yılına kadar Kazakistan’ın başkenti idi. Ancak başkent statüsünü kaybetmesine rağmen bugünlerde de Kazakistan’ın güney başkenti olarak tanınmaktadır. Almati cumhuriyetin kuruluşu sırasında  ana merkezi olması nedeniyle hala önemli başkent özelliklerine sahiptir. Şehir, yıllar öncesindeki gibi  Kazakistan’ın halkı ve ülke için aynı derecede değerli kalıp cazibesini ve çekiciliğini kaybetmemiştir.  "



"Eskiden Almatı şehir, Rus imparatorluğunun meyve bahçelerinde yüzen “Vernıy” adlı ileri karakolu idi. 1921 yılında “Alma-Ata” adını almıştır. Kazakça’da “Elma atası” demektir.  "  

      " 1993 yılından beri hem Kazak, hem de Rus dilinde şehir resmi olarak “Almatı” adını (Kazakça’da – “Elmalı”) taşımaktadır. Bugünlerde Eski Sovyetler Birliği devletleri şehrin eski adı daha yaygın olsa da, “Almatı” adı doğrudur."
"Gerçekten, herhangi bir Kazakistan’lıya “Almatı” duyunca aklına ilk gelen ne olduğunu sorulursa, “Oporto elması” diye cevap verir. Elma bahçeleri oldukça geniş bir alanı kaplıyorlardı. Ne yazık, ki şimdi o bahçelerin yerinde sayfiye ve yazlık inşa edilmektedir. Elma bahçelerinin bir kısmı kaldı bugün, ama bana göre geleceği malum. "     


 



"Almatı’nın gezilecek yerlerinden söz etsek, şehir bu konuda “çok zengin” diyebilirim."




"Almatı Kazakistan’ın kültür merkezidir. Şehrin içinde çok sayıda çeşitli tiyatrolar, müzeler, sanat galerileri, konser salonları, tarih ve mimarlık anıtları, toplam olarak 250 cıvarında kültür tesisi vardır."    












" Her büyük şehirde kesinlikle resmi törenlerin, spor etkinliklerinin, toplantıların ve halk eğlencelerinin yapıldığı ana bir meydan vardır. Almatı’da bu rolü “Cumhuriyet Meydanı” (eski adı – “Yeni Meydan”) oynamaktadır. Bu meydan iki futbol sahası büyüklüğündedir. Meydan ortasında “Bağımsızlık anıtı” yer almaktadır. Anıtın tepesinde kanatlı pars üzerinde “Altın adam”ın birebir kopyası bulunmaktadır. Ayrıca anıtın dibinde bronz “Dilek gerçekleştirme kitabı” vardır. Açılmış şekilde olan kitabın bir tarafında eski türk dilinde “Seç ve mutluluğu yaşa” yazısı, diğer tarafında ise Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in el izi yer almaktadır."



          "Almatı’da birçok yerli filmler çekmektedir. Ayrıca Almatı’nın en yüksek tesisi de Televizyon kulesidir. Yüksekliği 372 metredir. Tesis, dağlık çevresi göz önüne alınarak inşa edilmiş olup, 10 şiddetinde depreme kadar dayanabilir. Geceleri güçlü ışıldaklar ile aydınlatılan kule şehrin herhangi bir yerinden görülebilir. "






           " Kültür yerlerinin yanı sıra oldukça çok sayıda farklı eğitim kurumları vardır. Astana’nın gibi, Almatı üniversiteleri oldukça prestijli sayılır bizde. "  








"Almatı’nın ayırıcı bir özelliği de 120 cıvarında çeşme ve fiskiye olmasıdır. Bunların bazıları kamu değil, gerçek kişilerin mülkiyetindedir. Her sene 25 mayıs günü Fiskiye günü kutlanır. O gün akşam üstü şehirdeki tüm fiskiyeler açılır ve  su gösterisi başlıyor. "




          "  Almatı, sıcak iklimine rağmen kış sporları yapmak için en güzel yerdir. Almatı’dan 15 km uzaklıkta dünyaca ünlü “Medeo” spor kompleksi yer almaktadır. Buz pateni pistinin özelliklerinden biri,  buzun  herhangi tuzlar katılmadan sadece tertemiz dağ suyu ile düşük yoğunluktaki havadan yapılmasıdır. Dağda bulunan “Medeo” buz pateni pistinde çok dünya rekor kırılmıştır. Bu nedenle “Rekor fabrikası” olarak adlandırılır. 2011 yılında  orda 32 ülke katıldığı VII. Asya Kış Oyunları düzenlenip geçti."
           


" Almatı çok yeşil bir şehirdir. Hele benim gibi Kazakistan’ın kuzeyinde yaşayanlar için fazla yeşil geliyor, bozkırlarımızın  karşısında... Fakat yeşil ağaçlar, bugünlerde çok miktarda kara taşıtlarının egzoz gazlarının yol açtığı hava kirliliği ile baş edemiyorlar. Üstelik, oraya gittiğimde insanların çoğu yere tükürüp sokakları kirlettiklerini fark ettim, çöp attıklarından söz etmiyorum bile. Sanırım, ordaki insanların çoğu yakın köylerden, diğer şehirlerden, hatta başka ülkelerden çalışmak üzere geldiği için böyle bir davranış gösterilir."




"Almatı’nın üç tarafı dağlarla çevrili olduğu için, mevsim ne olursa olsun, hava erken kararır. Gece – şehrin özel bir halidir. Şehirde bambaşka, gece hayatı başlıyor... Almatı’ya giderseniz, mutlaka gece şehri gezmeyi tavsiye ederim. Ama sakın tek başına geceleri dışarı çıkmayınız, kendi güvenliğizi de unutmamanız gerekir."






         Saule'nin bu sunumundan sonra bana da çok fazla birşey kalmadı aslında. Kazak kültürüyle ilgili  (Başkent Astana ) yazımda  epeyce konudan söz etmiştim.  O nedenle tekrarlamak istemiyorum burada. 






              Benim gözümle de Almatı güzel bir kent. Çok gezilebilecek yerleri var ve eğlence hayatı da oldukça geniş. 

                 Almatı'ya ulaşmak, Astana'dan daha kolay. 






                Daha fazla bilgi için ; Astana yazımıza bakınız.



                            
                                     İYİ SEYAHATLER