25 Şubat 2014 Salı

PERU ( CUSCO - MACCHU PİCCHU - PUNO )


        Peru seyahatimize Lima'dan 2 saatlik uçuşa geldiğimiz Cusco'dan devam ediyoruz.




       Cusco, İnka medeniyetinin başkenti sayılıyor. Burada Lima'nın aksine nüfusun çoğunluğu yerlilerden oluşuyor. Burası 3800 m. yüksekte olan bir şehir bu nedenler oksijen oldukça az. Hafif eğimli bir yolda bile sık sık durup derin nefes alarak ilerlemek durumundayız. Hele dar yollarda ilerlerken araçlardan çıkan egzost nefes almayı iyice güçleştiriyor. Dünyada egzost salınımı tartışılırken, ülkemiz dahil bir çok ülke bu konuda özen göstermeye çalışırken, burada müthiş bir egzost salınımı var, çünkü oksijen azlığı hava yakıt karışımının iyi yanmasına engel oluyor. Bütün araçların egsozundan kömür yakıyor gibi duman çıkıyor.  Buna mutlaka bir çözüm bulunmalı yoksa sadece diğer ülkelerin aldığı önlemler çözüm olamaz





       Az oksijene alışmamız oldukça zor oldu. Sıkıntı yaratmaması için, az yemek , bol su tüketimi, alkolllü içkilerde uzak durmak, coca çayı tüketmek ve gereğinde oksijen takviyesi yapma önerilerinde bulundular. Ben birkaç kez oksijen takviyesi alma ihtiyacı hissettim. Ortama alışmak gerçekten bir hayli sıkıntılı oldu.




      Burada halk Coca yaprağı çiğniyor. Coca üzerinde yapılan araştırmalarda,  vitamin ve mineraller,  ihtiva ettiği ortaya çıkmış. Ayrıca tıp ta da çok kullanılan bir bitki .Coca, kokainin de ana maddesi, uyarıcı bir etkisi var.  Coca çiğnemek vücudu ortama hazırladığı için biz de bazen çiğnedik ya da Coca çayı içtik. Coca Cola'nın da esas maddesinin bu olduğu söylendi rehberimizce.




       Koloni döneminde yapılan  katedraller çok gösterişli. İçerisinde bulunan resim ve ikonlar, altın ve gümüş varaklarla bezenmiş. Gerçekten çok müthiş görüntüleri var. Ama resim çekme yasağı bulunduğundan, resimleyemedik.
      Peru'da zengin altın, gümüş ve bakır madenleri var. Bu yüzden emperyalist ülkelerin iştahını kabartmış Peru.



         Halkın büyük çoğunluğu özellikle de yerliler çok fakir. Resmi dil İspanyolca olmasına karşın, yerlilerin bölgelere ve alt kimliklerine göre de kendilerine has bir dilleri var.Her yerli topluluğunun ayrı bir şapka modeli var ve buna göre ayrılıyorlar.

       Kısa boylu, yavaş hareket eden ve çok sakin kişiliğe sahip, sevecen insanlar bu yerliler. Evlerinin tavan yüksekliği de bize göre oldukça alçak. Genelikle köylerde tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlar. Erkekler sakalsız, kadınların da iki yan örülmüş saçları ve şapkaları var. Ve saçları hiç beyazlamıyor.






         Rengarenk giysileri ve müzikleriyle çok ilginçler.  Resimdeki müzisyenlerin müziği ile güzel bir gece geçirdik, tavuk suyu çorba eşliğinde.... Dediğim gibi az ve ağır olmayan yemek tüketmek gerekiyordu, bu nedenle 3 gün tavuk suyu çorbaya devam....











       Güney Amerika'da yaşayan Lama ve Alpaka cinsi hayvanlardan, taşımacılıkta, yününden ve etinden yararlanılıyor. Alpaka yününden yapılan giysiler ve hediyelik eşyalar oldukça yumuşak. Bir lamanın fiyatı bizim paramızla 200-250 TL kadar. Getirme imkanımız olsaydı hemen alırdık..))






     


         Yerlilerin çocukları da çok sakin, anne ve babaları çalışırken onlar sessizce aralarında oynuyorlar. Hiç bir taşkınlıkları yok.
   









 
   


  MACCHU PİCCHU;


         Gelelim Macchu Picchu'ya



        Macchu Picchu, Cusco'da 88 km mesafede, ancak ulaşımı oldukça zor. Özellikle otobüs yolu oldukça kötü. Yaklaşık 2 saati geçen  bir otobüs yolculuğundan sonra vardığımız bir yerleşimden, 1,45 saat tren yolculuğuyla Aguas Caliantes köyüne vardık. Buradan da dolmuşlarla 8 km. lik,sürekli yükselen bir yolun sonunda nihayet Macchu Picchu'ya vardık.

   



        Dünyanın en ilgi çeken yerlerinden ve Unesco tarafından dünyanın 7 harikasından biri ilan edilen bir yer Macchu Picchu. And dağlarının 2360 m. yüksekliğinde ve harika bir doğa içerisinde bulunuyor bu yerleşim. İspanyolların istilası sırasında fark edilemeyen Macchu Picchu, Amerikalı arkeleog  Bingham tarafından 1912 yılında keşfedilmiş. Aslında Bingham tarafından daha önce keşfedilmiş olmasına karşın, çıkarılan altınların ABD'ye kaçırılması için geç açıklanmış diyor ilgililer.






 İnka medeniyeti M.S. 1300 yıllarında ortaya çıkmış. Krallarının adının İNKA olması nedeniyle, bu halka İnkalar denmiş. İnkalar şaman, Güneş ve Ay tanrılarına inanıyorlar. Bunlara ait izleri çeşitli yerlerde görmek mümkün. Yapımı yaklaşık 100 yıl süren bu yerleşimde İnka'lar sadece 50 yıl yaşamışlar.





       Macchu Picchu ya vardığımızda hava gayet güzeldi, resimlerde de gördüğünüz gibi. Biz guruptan ayrılarak, gezimizi ve resim çekmeyi hızlandırdık. Bir süre hava aniden değişti ve yağmur yağmaya başladı. Bir yandan terlemiş, bir yandan ıslanmış vaziyette rüzgar da çıkınca şifayı kaptık. Köye indiğimizde hava tekrar açmış, güneş yüzünü göstermişti. Köy meydanında bir bankta oturup, üzerimizdekileri çıkararak kuruttuk.




       Yine tren ve otobüs vasıtasıyla Cusco'ya döndük.


       CUSCO - PUNO YOLCULUĞU;



       Cusco'dan, Puno'ya otobüsle yolculuk yaptık. 385 km. olan bu yolda yine inka harabeleri ve yörede yaşayan yerlilerleri gördük.

      Resimde görüleceği gibi biz turistler kısa kollu giysiler içerisindeyken, yerliler üst üste kalın giysiler giyiyorlardı.










Aynı zamanda yükseklik de artıyordu. Dolayısıyla nefes almakta oldukça zorlanıyorduk. Yandaki tabelada da görüleceği gibi 4335 m. yükseğe kadar çıktık. Arada otobüste bulunan oksijen tüpüyle takviye yaptık.









       Puno'daki otelimize vardığımızda ciddi olarak yorulmuştuk. Orada da oksijen takviyesine devam ettik. Tabii ki tansiyonumuz da yükselmeye başladı. Benim gibi yaşamı deniz seviyesinde geçmiş birisi için o yükseklikler ciddi bir risk içeriyor.


        Devamı daha sonraki yazımızda...........


       DİKKAT;

      1- Macchu Picchu'ya giderken mutlaka bir yağmurluk ve yedek giysi almayı ihmal etmeyiniz.

      2- Gitmeden önce mutlaka sağlığınızın durumuyla ilgili bir hekimle görüşünüz.

      3- Yanınızda mutlaka nefes açıcı bulundurunuz.

                             İYİ SEYAHATLER





21 Şubat 2014 Cuma

İNKA MEDENİYETİNDEN, PERU'YA..

                                                                                                        
                                                                                                                                       





             Uzun bir süredir seyahat etmek istediğim, Güney Amerika seyahatimi bu yıl (2014) gerçekleştirebildim. Türkiye üzerinden böyle bir seyahati gercekleştirmek oldukca zor, çünkü mevcut tur firmalarının böyle bir gezi programları yok. Bu nedenle, benim gibi seyahat etmeyi seven dayımın ( Adem Iktir) organizasyonu ile bir Alman firmasının, Almanya'dan başlayan ve biten, turuna katıldık.



    



          Ülkemizden hayli uzun bir yolculukla gercekleştirilebilen bu seyahatin cok sayıda ülkeyi kapsaması gerekiyor.  Bu turun sadece toplam  havayolu yolculuğu 32 saat sürüyor. Bu yüzden bir defada yaklaşık 3 hafta süren ve 5 ülkeyi kapsayan bu tur çok mantıklı.
            

            Bu tur, Peru (Lima, Cusco, Puno, Copacabana (Titicaca gölü ), Bolivya (Copacabana (Titicaca gölü), La Paz ), Şili (Santiago), Arjantin (Buenos Aires, İguazu) ve Brezilya ( Iguaçu, Rio De Jenerio) kapsayan bir turdu. Sırasıyla turu sizlerle paylasacağım.



                 Peru'nun kuzeyinde Equador ve Kolombiya batısında Pasifik Okyanusu, Güneyinde Şili, Doğusunda Brezilya ve güneydoğuda Bolivya bulunuyor. Kıyıdan itibaren başlayan düzlükler daha sonra yerini And Dağlarına bırakıyor. 
       




      

       Peru 1535 yılında İspanyol Francisco Pizzaro tarafindan kesfedilmis ve İspanya'nın sömürgesi yapılmış. İspanyol'ların işgali sırasında yerli halk, gelenleri tanrı gönderdi diyerek hiç bir karşılık vermeden, İspanyol'ların işgalini kabul etmişler. Yerliler genelde kısa boylu, esmer tenli, hiç beyazlamayan siyah saçlara sahip ve erkekleri sakalsız. İşgalcilerin uzun boylu,sakallı, bazılarının saçının beyaz olması, onlarda tanrının gönderdiği inancını doğurmuş . Daha önceden Şaman olmalarına karşılık, katolik yapılıyorlar.
        Daha once  bu kıtada bulunmayan hastalıklar (Sifilis,Tüberküloz) Avrupa'lılar tarafindan getirilmiş. Buradan da Avrupaya herpes taşınmış. kanser  hastalığı yerlilerde hiç görülmemiş.


              Değişik ülkelerden gelenler nedeniyle mutfağı da bir hayli geniş. Burada en ünlü yemekleri Ceviche  adındaki, çiğ balıktan yapılmış olanı. Ancak limon vs. ile marine edildiğinden hiç çiğ balık gibi değil. Diğer bazı önemli olanlar, Anticucho (şişte ızgara sığır kalbi) ve Arroz con Pollo (tavuklu veya ördekli pilav) . Ama biz yine de ızgara balığı tercih ettik doğrusu. )))




         Chicha Morada ise alkolsüz milli içkisi. Bu mor mısırdan yapılıyor, ayrıca gazoza benzeyen Inca Kola adında bir içkileri de var.
         









Milli alkollü içkileri ise, Pisco. Pisco aslında brendi ama içine yumurta beyazı atılıp , mixerden geçiriliyor. Misafirlere genelde bu ikram ediliyor.









             LİMA;



        Lima , Peru'nun başkenti ve 8 milyon nüfusuyla en kalabalık şehri. Şehir Pasifik kıyısında bulunuyor ve çok özellik taşımayan bir şehir. Şehir 3 nehirle 4 bölgeye bölünmüş ve bu bölgeler de gelir durumlarına göre oluşmuş.



         Lima'nın ılıman bir iklimi var, kışları minimum sıcaklık  + 10 C° , yazları maksimum  + 30 C°  aralığında bulunuyor.  Lima kurak bir şehir ,yağmur pek yağmıyor. Düzlüklerin bittiği yerden başlayan tepelerde kupkuru ve sürekli bir erozyon görüyorsunuz.  



    




       Lima'da değişik milletlerden insanla bir arada yaşıyor. Daha ziyade Avrupadan gelenlerle , Çin'liler ve Japon'lar da var. Lima'da daha ziyade Aymara ve Quechua yerlileri ve genellikle kentin varoşlarındaki gecekondularda yaşıyorlar. 



  





     Şehirde çok miktarda müze olmasına karşın, biz sadece Altın Müzesine gidebildik. Burada İnka'lar döneminden kalan, İspanyolların bulamadığı için götüremediği altınlar sergileniyor. "İnka'ların altınları ya İspanya'da ya da İspanyol'ların batan gemileri nedeniyle denizin dibinde", demişti rehberimiz.








        Lima'nın merkezinde, koloni döneminden kalan bir meydan ve bu meydanı çevreleyen muhteşem binalar. Unesco burasını, Dünya Miras Alanı ilan etmiş.  Plaza de Mayor, Katedral, Torre Tagle Sarayı. 


    






    


  Kentin kıyıları Pasifik Okyanusa dik yamaçlardan oluşuyor. Burada sıralanan, restaurant, kafe ve barlarda oturarak akşam üzeri güneşin Pasifik üzerinde batışını keyifle izleyebiliyorsunuz. 
   







    Okyanus soğuk ve çok dalgalı, bu nedenle üzerinde sörf yapanları görüyorsunuz. Ama yüzmek için gireni görmedim doğrusu.




       Ayrıca kentin güney bölümünde entellektiel, yazar, müzisyen gibi sanatçıların da yaşadığı bir bölge var


   



 Ünlü katedrali San Fransisco, gerçekten güzel bir yapı. Altında din adamlarının mezarları var ve binlerce iskelet kemiği toplanmış. Pek sevmedim.....
         











          NOTLAR:


        1- Peru Türklere vize uygulamıyor.

        2- Para birimi Sole ve  yaklaşık TL nin 1/10 u kadar.

                                         
                                                      İYİ SEYAHATLER