31 Mayıs 2014 Cumartesi

MOSKOVA

         

           Moskova gerçekten önemli, tarihi ve büyük bir kent. Bu kentte ilk kez 1996 yılında ve ikinci kez 2013 yılında bulundum. 2013 yılındaki gezimizi eşimle beraber yaptım.
         
           Şimdi Moskovayı birlikte gezelim.
         
           KIZIL MEYDAN 









  
















         Kızıl meydanın, en azından resimlerini görmeyenimiz yoktur. Bu meydanı hep, Sovyetler döneminde askerin güç ve disiplin gösterilerisi alanı olarak hatırlarım. Meydan oldukça büyük, bir tarafında Kremlin Sarayı, meydanın Saray tarafında Lenin mozolesi,  karşısında büyük alışveriş mağazası Galeria, diğer tarafta kırmızı renkli Tarih Müzesi ve onun da karşısında, güzel görünümüyle St. Basil Katedrali ve katedralin arka bölümünde kalan Moskova nehri. Bu meydan Moskova'nın merkezinde bulunuyor. Meydan her zaman Moskova'yı ziyarete gelmiş turistlerle kaynıyor.









        

                   KREMLİN KALESİ




   
















     Kremlin sarayı yüksek, kırmızı duvarlarla çevrilmiş muhteşem görünüşlü bir kale içerisinde yer almaktadır. Yapımına 15. yüzyılında Korkunç ( Büyük) İvan tarafından başlanmış, daha sonraki yıllarda da kalenin içine yeni binalar inşaa edilmiştir. ( Bu arada şunu da hatırlatayım, yabancıların DELİ , KORKUNÇ gibi sıfatlar yakıştırdıkları çarlara, Ruslar BÜYÜK sıfatını kullanmış hep) Giriş ve köşelerde yüksek kuleler, St. Basile Katedrali ve diğer kiliseleri bulunmaktadır. Çok büyük bir bahçe içerisinde askeri ve geçmişte devlet yönetimi için kullanılan binalar vardır. Buradaki Korkunç (Büyük) İvan çan kulesi yapımına 1505 yılında başlanmış, 1600 yılında tamamlanmıştır.Burada bulunan Çar Kolokol (Çarların Çanı) un ağırlığı 218 ton dur. Ayrıca burada bulunan topun ağırlığı da ... tondur.



       




           Bu arada şunu söylemeliyim ki, Moskova'yı tamamen gezmek belki bir ayını alır insanın, belki daha da fazla. Bizim böyle bir durumumuz söz konusu olmadığı için, Mosvova müzelerini gezemedik. 1996 yılındaki gelişimde, bir inşaat profesörü resim müzesine gidip gitmediğimi sormuştu ve demişti ki " Eğer resim müzesine gitmediysen, Moskova'ya gelmemişsin demektir" Ama ben iki gelişimde de bu müzeye gidemedim, demek ki, Moskova'ya gitmemişim.






          Kızıl meydan arkasında Küçük Tiyatro ve hemen yanında da biraz  ünlü Büyük (Bolşoy) Tiyatrosu bulunmakta. Aslında çok istememe rağmen iki gelişimde de buraya gitme şansım olmadı. Bu arada Marx'ın heykelini de unutmayalım.














            MOSKOVA METROSU



           Moskova metrosu 1931 yılında Stalin tarafından, hem metro hem de sığınak olarak kullanılmak üzere inşaatına başlatılmıştır. Metronun inşaası devrin komünist işçileri ve Komsomol adındaki Komünist partisi gençlik örgütünün çalışmalarıyla yapılmıştır. 2. dünya savaşında Moskova muharebesi sırasında sığınak olarak kullanılmış, Stalin bu süreçte kentten ayrılmamış, sığınakta kalarak halkına moral vermiştir


         Büyüklüğü, New York ve Paris metrolarıyla karşılaştırılsa bile iç mimari bakımından dünyanın en güzel metrosudur. Özellikle ring üzerinde bulunan duraklar, gerçek birer sanat eseridir. Burada kendinizi bir metro istasyonunda gibi değil, bir sanat galerisi, bir müzedeymiş gibi hissedersiniz.







     




 


















     


        Metro ile ulaşım çok kolay olmasına karşın, yazıların Kirilce olması nedeniyle, eğer bu alfabeyi bilmiyorsanız, kullanmanız o denli zor. Ben Rusça kursuna gittiğim ve işlerim nedeniyle Kazakistan'da da bulunduğum için, benim için zor olmadı ve istediğimiz yere kolayca ulaşmak için metroyu tercih ettik hep.
 
           NOVODEVİCHİ MEZARLIĞI




         Bir mezarlık ziyareti bir gezide önemlimidir? Evet, o mezarda özellikle büyük şairimiz NAZIM HİKMET  ve Rusya'nın önemli devlet adamları, Rus tarihine adını yazdırmış önemli kişiler yatıyorsa tabii ki önemlidir.  Nazım ustaya ilk ziyaretimi 1996 yılında yapmıştım. Mezarlık girişindeki çiçekçiden aldığım kırmızı gülleri ve Türkiye'den getirmiş olduğum vatan toprağını mezarına bırakıp ve serpip, bir de rahmetli babamın selamını götürmüştüm ona. Gerçekten çok heyecanlı bir andı benim için. Gözyaşlarımı tutamamıştım ve hala hatırladığımda, şimdi yazarken bile gözlerim yaşarıyor. Bu sefer o heyecanı fazlasıyla eşim de yaşadı. Bu kez kırmızı karafillerle gittik ziyaretine. Gezi direnişinin yaşandığı günlerde olmuştu bu ziyaretimiz ve bu direnişe izafeten mezarına, "SEVGİLİ NAZIM MEMLEKETİNDE İNSANLAR DİRENİYOR" pankartı bırakılmıştı
         




















         ARBAT SOKAĞI



          Arbat sokağı, Moskova'nın en önemli simgelerinde biridir. Yaklaşık 3 km olan bu yol üzerinde hediyelik eşya dükkanları, kafeler, resturantlar, tiyatrolar, dansçı ve müzisyenler ve de sokakla simgeleşmiş sokak ressamları vardır. Ben 1996 yılındaki ilk gelişimde  portremi resmettirmiştim ama pek bana benzediği söylenemezdi. Ayrıca bir karikütirist tarafından, karikatürüm yapılmıştı doğrusu bu bana daha çok benziyordu.



        Sokak zamanın ünlülerinin yaşadığı bir mekanmış. Puşkin, Çaykovski, Mayakovski ve Meyerhold gibi ünlü edebiyatçılar burada yaşamış. Moskova'nın ünlü Prag Lokantası da bu sokakta yerini almıştır. Arbat'ın girişinde yer alan Rusya Dışişleri Bakanlığı binası, Stalin'in 7 kız kardeşi diye anılan Gotik tarzda yapılan 7 binadan biridir. Aynı binayı Kazakistan'ın Astana şehrine de yaptılar.




         Moskova'nın en büyük oteli olan Cosmos otelde kaldık. Burası Moskova olimpiyatlarında katılan sporcuların kalması için yapılmış daha sonra otel haline getirilmiş. Ama önünde bulunan Charles De Gaulle heykelinin neden oraya konduğuna bir mana veremedik. Tabii ki mutlaka bir nedeni vardır.









         Otelin tam karşısında, büyük bir park ve bu parkın içinde Uzay Müzesi var ama hiçbir müzeye gidemediğimiz gibi buna da gidemedik.









     


       Yine bu parkın içinde gençlik merkezi bulunmakta,




















       Moskovadaki son gecemizde, Otelin altında bulunan gece kulübüne gittik.  Epeydir merak ettiğimiz borulara tırmanan dansçı kızları izlemeye. Bizim dışımızda pek müşteri olmadığı için, sanki bize hazırlanmış özel bir gösteri gibi oldu. Danslarını bitiren kızlar para takmam için bana geldiler. Eşim önce kızları " Hadi gidin buradan " diye kovmasına karşın ,dansını bitiren kız para taktırmaya geliyordu.))))))).  Gece oradan ayrıldıktan sonra, oradaki halimize günlerce güldük.









                                                         İYİ SEYAHATLER