27 Haziran 2015 Cumartesi

JAPONYA - HİROŞİMA






     Osaka’dan Shinkansen hızlı treniyle yaklaşık 3 saatlik bir yolculukla Hiroşima’ya vardık. Tramvay ile otelimize ulaştık. Otelimiz oldukça güzel ve konumu da çok iyi bir yerdeydi. Otelimizden Hiroşima manzarası.








     BARIŞ PARKI VE ATOMİC BOMB DOME;



       Hiroşima, 6 Ağustos 1945 yılında ABD tarafından Japonya’ya atom bombası atılan iki kentten biri. Bu nedenle turumuzda bizim için çok önemli  yer tutuyordu burası.   Geçen bu zaman sürecinde nasıl bir kentle karşılaşacağımızı merak ediyorduk doğrusu. Dolayısıyla atom bombasından kalan tek bina olan Atomic Bomb Dome, ilk ziyaret ettiğimiz yer oldu. Bu bina Hiroşima’nın sembolü olmuş ve UNESCO bunu dünya mirası ilan etmiştir.



     Bu anıt bina, aralarından bir nehrin geçtiği Barış Anıtı Parkı karşısında bulunuyor. Gerek binanın önünde, gerekse Barış Parkını ve Müzesini gezerken gerçekten çok duygulu anlar yaşadık. Parkı gezerken çok sayıda genç öğrenciler vardı ve bizimle İngilizce konuşmaya çalışıyorlardı. Bu öğrencilerin büyük bir kısmını Kore’den gelen öğrenciler oluşturuyordu.






     Bu park içinde çok sayıda anıt var, bunlardan biri de Kore Şehitleri Anıtı. Savaş sırasında  200.000 Kore askeri, Japonya’ya destek amacıyla burada bulunmaktaymış. Bombanın patlamasıyla ilk anda 20.000 Kore askeri ölmüş. Bu anıtı da onlara saygı gereği yapmışlar. Bu nedenle de buranın Kore’den gelen ziyaretçisi oldukça çok.





 
 Barış Parkı içinde, Çocuklar Barış Anıtı bulunuyor. Bu anıtın hikayesi şöyle;

   "Küçük Sadako radyasyon yüzünden kanser olduğunda tanrilardan kendisini iyileştirmelerini dilemek için 1000 adet origamiden Turna kuşu yapmaya başlar 
( Japon inancına göre her origami bir anlam taşır ve dilediğiniz origamiden 1000 adet yaparsanız,bir dileğinizin gerçekleşeceğine inanılır. Turna kuşu sağlığı ve mutlu yaşamı simgeler.)





      Ancak küçük Sadako 644. Turna kuşunu yaparken yaşamını yitirir... Bunun üzerine ailesi ve arkadaşları kuşları 1000 e tamamlayıp Sadako ile birlikte gömerler. Bu acı olaydan sonra Barış Parkı içine Sadako'nun Turna kuşlariyla heykeli yapılmıştır ve her yıl on binlerce çocuk onu ziyaret eder saygı duruşunda bulunur."( S. Üykü)








        Biz de bu törenlerden birine şahit olduk. Çocuklar önce saygı duruşunda bulundular sonra konuşmalar yaptılar. Hep birlikte şarkı söyleyip, çeşitli renkteki turna origamilerini anıta bıraktılar. Kalabalık bir gurup olarak resim çekildiler ben de onlarla birlikte çekildim çok hoşlandılar bu durumdan.)))





    
         Oradaki Koreli öğrenci gurubuyla çekerken merakla bakan bir yaşlı bir Japon ile de resim çektirmeyi ihmal etmedik.









    Parkın içindeki Barış Müzesinde de 9 Ağustos 1945 atılan bombadan sonraki sürecin anlatan resim ve çeşitli kalıtlar bulunuyor. Burayı gezerken içimiz çok acıdı ve çok duygulandık. Çektiğim bazı resimleri sizi de üzmemek adına burada yayınlamayacağım.




      Bomba yerden 600 m. yükseklikte patlamış ve  balast etkisi yaklaşık 2 km. çapındaki bir bölgeyi yerle bir etmiş. Ne var ne yok yakıp yıkmış ve ısı etkisiyle insanlar yanarak erimiş. Bir tek canlı kalmamış bu daire içinde. En sağlam kalan yapı ki resimdeki haliyle görülüyor, anıt olan Atomic Bomb Dome.




    Tabii ki bu bölgenin dışında kalan canlıların bir kısmı yanarak yaralanmışlar. Radyasyonun etkisiyle de kısa zamanda hayatlarını kaybetmişler. Radyasyon nedeniyle ölümler artmış ve yeni doğan çocuklar da anormal yapıda olmuşlar. Yazarken bile zorlanıyorum doğrusu, sanki tekrar o müzeyi dolaşıyorum gibi hissediyorum kendimi. 



























      Radyasyon nedeniyle artık bu topraklar kullanılamaz diye düşünüyormuş bilim adamları.
Bombalamadan bir ay sonra büyük bir tsunami olayı yaşanmış ve 3000 kişi de hayatını kaybetmiş bu nedenle. Ancak bu tsunami radyasyon atıklarını denize sürüklemiş. Aradan geçen bir kaç aylık süre sonunda tabiat kendine gelmiş ve yaşanır bir yer haline gelmiş Hiroşima.


      HİROŞİMA KALESİ ;






        Hiroşima Kalesi (Hiroshimajō) derebeyi Mori Terumoto tarafından 1589 yılında inşa edilmiş. Bu kale de bombanın etkisiyle hasar görmüş ve 1958 yılında restorasyonla tekrar eski haline getirilmiş. Bu kale de diğer kaleler gibi surlar ve hendekle çevrilmiş.







      MİYAJİMA ADASI;



      Miyajima adası, Hiroşima’nın en görülesi yerlerinden. Buraya Barış Parkın’dan kalkan hızlı teknelerle veya adanın karşısına kadar trenle gelip oradan feribotla ulaşabiliyorsunuz. Tren kullanırsanız ve JR’ınız varsa buradaki feribota da ücretsiz binebiliyorsunuz. Yolculuk yaklaşık bir saat sürüyor.








      Miyajima adası, girişinde  Itsukushima Mabedi ve arkasında Dağı Misen dağı  ve küçük bir yerleşimi olan bir ada. Itsukushima Mabedinin giriş kapısı O-torii , zaman zaman denizdeki gel-gitlere bağlı olarak karada veya denizin içinde kalıyor. Biz oradayken denizin içindeydi.










        Bu tapınak oldukça renkli ve bakımlı bir tapınak. Orayı gezerken bir düğün resmi çekimine şahit olduk, bizde çektik paylaşalım.









    Ayrıca Senjokaku ve Disho- In gibi önemli tapınakların yanında da pek çok küçük tapınaklar da da yer alıyor burada. Bu ada kutsal bir ada niteliğinde.





    Senjokaku 1587 yılında yapılmış bir tapınak ve hemen Itsukushima Mabedinin yanındaki bir tepe üzerine kurulmuş. Yanında da 1407 yılında yapılmış olan bir Pagoda bulunuyor.








     Daisho-in (Daishoin) Shingon Budizm en önemli tapınaklarından biridir. Tarikatın kurucusu, Kobo Daishi’nin Miyajima adasında ilk Budizm uygulamasına başladığı bu tapınak Misen dağı  dibinde yer almaktadır. Bu tapınağı takiben 1,5 saatlik bir yürüyüşle Misen dağının zirvesine ulaşmak mümkün. Ayrıca ulaşım için bir de teleferik bulunuyor.
 
 


     Ayrıca yaklaşık yarım saat süren bir doğa yürüyüşü yapabileceğiniz bir parkuru da var. Bu güzel parkuru gezerken ve şehir içinde, vahşi olmakla birlikte, insanlara çok alışkın geyikler de göreceksiniz.












 

   Japon çocuklar çok sempatik ilgi gösterdiğinizde, onlar size daha fazlasını gösteriyor.














      Burada da ramen ve midye yedik oldukça lezzetliydi.












      ALIŞVERİŞ VE YEMEK;




     Hiroşima Hondori Caddesi, trafiğe kapalı ve dükkanlar ve restoranları olan bir  yaya caddesi. Bu cadde  Barış Parkı yakınında başlayan ve yarım kilometre uzunluğunda bir cadde. Çeşitli mağazalardan alışveriş etme imkanı bulunuyor. Çeşitli kafe ve restoranlarda değişik tatları denemek mümkün (Resimdeki cadde değil).



 

    Hiroşima’nın en özgün yemeği Okonomiyaki. Bu yemeğin de en iyi yapıldığı yer Okanimamura ve Hondori caddesinin doğu ucunda bulunuyor. Burada çok sayıda Okonomiyaki yapan restoranlar var. Biz de birisinde oturduk ve hem yapılışını da izledik. Şarap eşliğinde keyifle yedik Okonomiyaki’yi. 









       Artık Kyota'ya doğru yola çıkma zamanı.....


                                                            HİROŞİMA'YA İYİ SEYAHATLER


   

21 Haziran 2015 Pazar

JAPONYA - OSAKA

     JR pass’ımızın geç gelmesi nedeniyle Tokyo’da bir gece daha kalmak zorunda kalınca, Osaka için ayırdığımız 2 gece 3 günü, 1 gece 2 güne çevirmek zorunda kaldık. Bu nedenle Osaka programımız aksamış oldu.




     Shinkansen hızlı treniyle Tokyo’dan  Shin–Osaka istasyonuna, buradan tren ile Osaka Namba istasyonuna ve daha sonra metro ile otelimize ulaştık.














     Osaka yolculuğu sırasında Fuji dağının çok yakınından geçmemize rağmen, havanın kapalı oluşu nedeniyle, dönüşte de açık havaya rağmen tepesinde toplanmış bulutlar nedeniyle göremedik. Hatırlatmak için bir resim koyayım..











     Osaka 2,5 milyon nüfusu ile Japonya’nın Tokyo’dan sonra 2. en önemli kenti. Oldukça büyük bir limanı ve modern mimarisiyle yapıları ve köprüleri dikkati çekiyor.









      
AQUARİUM: (KAİYUKAN)




     Osaka’da ilk olarak  ziyaret edilecek en güzel yerlerinden olan Akvaryum gittik. Buraya ulaşım metro ile gerçekleşiyor ve kaldığımız otelden ve şehrin merkezinden biraz uzakça bir yerde bulunuyor. Bu metro istasyonunun adı Osaka Ko.




































     Akvaryum 15 tanktan oluşuyor ve en büyüğü 9 metre derinliği olan pasifik akvaryumu. Burası gerçekten de çok büyük bir su tankı. Bu tankın içerisinde çeşitli cins köpek balıkları, vatozlar, diğer büyük balık cinsler bulunuyor. En ilginci de bu dev tankın içinde temizlik yapan dalgıçlar da vardı.




































     Önce binanın en üst katına çıkıyorsunuz oradan yavaş yavaş spiral bir dönüşle aşağıya doğru inerken fok balıklar, penguenler, rengarenk birçok cins balık türü, dev yengeçler, okyanus derinliklerinde yaşayan bir çok canlı türünü, ki bunlar için karanlık ve yüksek basınçlı ortamlar yaratılmış, hayranlıkla izliyorsunuz. Sadece belgesellerde izleyebileceğiniz bu okyanus yaratıklarını canlı olarak görüyorsunuz.


Çıkışta da bir havuz içinde köpek balıkları, vatozlar bulunuyor. Önce ellerinizi yıkayıp isterseniz bunları sevebiliyorsunuz. Ben bunu denedim ama Nurşen, ki başka hayvanlara da dokunamaz, o denemeye kalkmadı.  Köpek balıklarının derileri sert ve pürüzlü, vatozların ise kaygan ve yumuşaktı.
Buraya giriş ücreti biraz yüksek 2000 yen. Ama böyle bir devasa akvaryumu görmeye değerdi doğrusu.





      OSAKA KALESİ ;



       Osaka Kalesi (Osako –jo) 16. yüzyılda  100 bin kişi çalıştırılarak İmparator Toyotomi Hideyoshi’nin gücünün simgesi olarak granitten yapılmış. Daha sonra bir çok kez yıkılarak restore edilmiş. Kalenin etrafı yüksek taş duvarlarla ve su hendeğiyle çevrilmiş durumda. Dışarıdan görüntüsü de oldukça haşmetli ve güzel. Sanırım Japonya’da gördüğümüz kalelerin en mükemmeli.



     Son restorasyonda içine bir de asansör eklenmiş. Asansörle en üst kata çıkıp, inerken de katları dolaşıyorsunuz. Tabii isterseniz çıkışta da merdiveni kullanabilirsiniz sizin enerjinize kalmış bir durum.










    Binanın içinde o dönemi anlatan otomatik video sistemi bulunuyor. Vaktiniz uygunsa bunları dinleyip tarihi konusunda daha detaylı fikir edinme şansınız da var.










       Japon mimarisinin güzel bir örneği olan bu binanın en üst katından da Osaka’nın çeşitli bölgelerinin manzarası görülmeye değer. Çevresinde ki park alanı, beyzbol sahasını ve  çevresini uzak mesafede sarmış olan kentin modern mimarisini izleyebiliyorsunuz.






































      Ana binanın içinde yer alan müzede ise Japon savaşçıların ilginç kıyafetlerini ve savaş malzemelerini görebilirsiniz. Biz de bu kıyafetlerden giyerek ve kılıçlarımızı kuşanarak resim çektirmeyi ihmal etmedik.



















































     Aynı otelde kaldığımız resimdeki güzel kızı, geleneksel giysileri içerisinde Japon zannettik meğerse Çin’liymiş ve üzerindeki de geleneksel Çin giysisiymiş.





















     Sokakta gezerken bir gurup geleneksel giysili Japon kadın gördük. Fotoğraflarını çekerken gülümsüyorlardı. Çok sakin yapıda insanlar asla sert davranan birine rastlamadık.










       Japonya'da aileler çocukları sevilince hoşlarına gidiyor. Bazı ülkelerde çocuklarına dokundurmazlar bile. Nurşen çok sayıda çocukla samimi oldu bunlardan biri de metroda kucağına aldığı bu sevimli Sumo çocuğu.)))). Arka planda çocuğun annesi.







       ERTUĞRUL FIRKATEYNİ;



       Planımızda bulunmasına karşın Kushimoto’da bulunan Ertuğrul Fırkateyni, Türk şehitliği ve müzesini ziyarete gidemedik. Bizim dönüşümüzden sonra, geçtiğimiz günlerde batışının 125.yılında törenlerle anıldılar. Japon arkadaşım Yasutake buraya ziyaretimizi ısrarla istemişti. Tabii ki Türklere ait bir anıt onlar için de çok şey ifade ediyor.



      Kısaca Ertuğrul Fırkateyni olayı şöyle;

      “Ertuğrul, Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılmış ve 19 Ekim 1863 Pazartesi günü Padişah huzurunda denize indirilmiş Osmanlı fırkateyni.
II. Abdülhamid, 1887 yılında Japonya İmparatoru Komeii 'nin yeğeninin bir savaş gemisiyle İstanbul'u ziyaret etmesinin ardından Japonya’ya bir heyet gönderilerek iade-i ziyaret yapılmasını emretmişti. Gemi, II. Abdülhamid’den Japon İmparatoruna mücevherli imtiyaz nişanı ve diğer hediyeleri götürecekti.
Padişahın isteği üzerine donanmanın en güzel gemisi bu iş için tahsis edildi. Bazı uzmanların bu geminin çürük olduğu ve böyle bir seferi tamamlayamayacağı yönündeki raporlarına rağmen Ertuğrul Fırkateyni, Temmuz 1889’da İstanbul’dan yola çıktı. İlk arızasını Sueyş kanalında yaptı ve Güzergâhı boyunca çeşitli limanlara uğrayarak seyahat ediyordu. Fırkateyn, Singapur’a vardığında kafile başkanı Miralay Osman Bey Amiralliğe terfi ettirildi. Kafile, uğradığı ülkelerin halkları ve Müslümanlar tarafından görkemli sevgi gösterileriyle karşılanıyor, gemiyi kimi zaman binlerce kişiden oluşan gruplar ziyaret ediyordu. Gemi, 11 ay sonra 7 Haziran 1890 tarihinde Japonya’nın Yokohama Limanı'na vardı.
İmparator Komeii, Türk amiralini ve heyetini görkemli bir şekilde karşıladı. Şehir halkı Türk amiralinin saray arabası ile İmparatorun yanına gidişini sevgi gösterileriyle takip etti.
Ertuğrul Fırkateyni, Japon sularında kaldığı üç ay boyunca etrafındaki binlerce Japon kayığına 50 kişilik bandosuyla konserler verdi. Nihayet geri dönüş yolculuğu için hazırlıklar tamamlandı. Yola çıkılacağı gün Japon Deniz Kuvvetlerinin tayfun uyarısına rağmen, Ertuğrul Fırkateyni planlandığı gibi 15 Eylül 1890 tarihinde Yokohama Limanı’ndan ayrıldı. Kuşimoto açıklarında tayfuna yakalanan Ertuğrul Fırkateyni 16 Eylül 1890’da kayalara çarparak battı. Kazadan sadece 69 denizci kurtulabildi, Amiral Osman Bey de dahil diğer mürettebat hayatını kaybetti.
Ertuğrul Fırkateyni’nin trajik sonu Türk-Japon halklarını yakınlaştırdı. Yöre halkı, kazadan kurtulanlara büyük yardım ve yakınlık gösterdi. Torajiro Yamada isimli bir Japon, şehit yakınları ve kazazedeler için yardım kampanyası düzenledi. Toplanan para aynı kişi tarafından dönemin padişahına teslim edildi. Hayatta kalan 69 denizci, Japonya İmparatorunun talimatıyla Hiei ve Kongō isimli iki askeri gemi ile İstanbul’a gönderildi.
Kazada ölenlerin anısına Kuşimoto’da bir anıt yapılmıştır. İlk anıt Japonlar tarafından 1891’de dikilirken, 1929 yılında yine Japonlar tarafından genişletilmiştir. Şehitlik Anıtı, 3 Haziran 1929 tarihinde Japon İmparatoru tarafından da ziyaret edilmiştir. 1937’de Türkiye tarafından restore edilen anıt önünde her yıl düzenli olarak anma törenleri yapılmaktadır.
Kuşimoto kasabası Mersin ve Yakakent ile kardeş şehirdir. Kuşimoto’da bir de müze bulunmaktadır. 1974 yılında inşa edilen "Türk Müzesi"nde Ertuğrul Fırkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri bulunmaktadır.”


      Osaka’da yine gezilmesi gereken yerleri de şöyle sıralayabiliriz. Universal Studios, Miniami eğlence merkezi, Humeda Sky Building ve Dotonbori. Bizim buralara gitme olanağımız olmadı ama tavsiye edilen yerler buraları da.

     Şimdi Hiroşima’ya doğru yola çıkma zamanı…

                                                    OSAKA’YA İYİ SEYAHATLER