26 Haziran 2016 Pazar

FRANSA - PARİS

                                                                  PARİS UEFA 2016 AVRUPA FUTBOL ŞAMPİYONASI

     İlk Paris'e gelişim 1994 yılında oldu. O dönemlerde daha henüz blogger olmadığım için  )))) burasını yazamamıştım. Bu kez, Haziran 2016 Avrupa Futbol Şampiyonasını yerinde izlemek üzere, dayım Adem İktir ile birlikte uçak yolculuğuyla, İzmirAtina üzerinden Paris’e  vardık.  Atina’da uçak bekleme süremiz 6,5 saat olunca, Atina’da da kısa bir tur yapma olanağımız oldu. 


    
      İzmir’den kalkan pervaneli Olimpos Hava Yolları uçağıyla yaklaşık 50 dakikalık bir uçuşla Atina'ya vardık. Böyle bir yolu tercih etmemizde sebep tabii ki ekonomik ulaşım idi. Fakat küçük bir çanta için de 50 Euro istediklerinde, yolculuğumuz ekonomik olmaktan çıktı. Havacılık firmalarından bilet alırken detayları lütfen atlamayınız.





    Atina’nın ünlü Plaka semtini, Parlamentosunu, uzaktan da olsa Akropolis’i de tekrar gördük. Atina’yı daha önce gezmiş ve burasıyla ilgili yazmış ve Seyahatname’de paylaşmıştım.












     Bu kısa Atina turu ardından tekrar Venizelos hava limanına dönerek orada Paris’e uçtuk. Yaklaşık 3 saat süren yolculuktan sonra Paris Charles De Gaulle hava limanına indik.



   Tabii ki Paris, iyi bilmeyenler için ulaşımda biraz sıkıntılı bir şehir. Ama bir süre sonra ulaşıma da alışıyorsunuz. Hava limanından Opera semtine kadar otobüs, daha sonra 8 no’lu metro ile Balard istasyonuna geldik. Aslında otelimize varmak için T2 tramvayı ile yolumuza devam etmemiz gerekiyordu ama yeğenim Güneş ve eşi İlke, ki onlar da TürkiyeHırvatistan maçını izlemek üzere Londra’dan özel arabalarıyla gelmişlerdi, bizi bu istasyonda karşıladılar. Böylelikle otelimize ulaşmak daha kolay oldu.





     Otelimiz milli maçımızı oynayacağımız Parc De Prens stadına çok uzak sayılmazdı, yürüyerek bir saat sürebilir, ama koskoca Paris için pek uzak sayılmaz doğrusu. O akşam memleket hasreti gidermecesine bir Türk restoranında şarap eşliğinde kebap yiyerek ( şarap konusunda dayım hariç) güzel bir sohbetle gecemizi tamamladık.




      Bugün milli maç günü. Kahvaltıyı takiben Eiffell Kulesi yakınlarında aracımızı park ederek, taraftar guruplarının arasına daldık. Burada iki takım taraftarları da coşkuluydu. Biz de zaman zaman Hırvatların arasına karışıp onlarla şakalaşıp resim de çektirdik.












   





















   Daha sonra arabayla panaromik şehir turu atıp stada geldik. Burada da yine iki takım taraftarları büyük coşku yaşıyorlardı ama Hırvatların tarafı daha coşkuluydu doğrusu, çünkü hepsi bira içmekten sarhoştular. Bizimkiler ise cola içiyorlardı sanırım bu yüzden coşku daha azdı.))










      O günlerdeki terör eylemleri ve bu konuda alınan istihbarat nedeniyle, genel olarak Paris’te, stad dışı ve içinde güvenlik önlemleri oldukça yoğundu.











      Maçı bildiğiniz gibi, daha iyi de oynayan ve Türk taraftarların olağanüstü desteklerine rağmen, Milli Takım futbolcularında aynı gayret olmayınca Hırvatistan 1 – 0 kazandı. Ama orada, o atmosfer içinde bulunmak ta ayrı duygu, en azından o coşkulu ortam içinde bulunmak ta bir ayrıcalık tabi ki.



      Maçın ertesi günü yine tramvay ve metro ulaşımıyla Paris’i kısmen dolaşma imkanımız oldu. Önce Marsilya biletimizi almak için Gare De Lyon’a gittik. Ancak gişeden bilet daha pahalı olduğu için, biletimizi internet üzerinden hemen hemen yarı fiyatına aldık.






      Concorde Meydanının bir ucunda büyük bir dönme dolap olan ve onun önünde de bir Obelisk ( Dikili Taş ) bulunuyor. Bunların hizasında da ünlü caddesi Champ Ellyse ve onun ucunda da ünlü tak bulunuyor.








 
  
       Concorde Meydanı oldukça büyük bir meydan, etrafında eski Fransız mimarisiyle yapılmış binalar ve çok sayıda heykel bulunuyor. Zamanımızı iyi kullanmak adına burada fotoğraf çekilip, Champ Ellyse caddesi boyunca yürüyerek De Gaulle Meydanına geliyoruz. Caddenin bir bölümünde iki yönlü park varken daha sonraki bölümünde, ünlü markaların büyük mağazaları bulunuyor. Burada mağazası bulunmak tabii ki …






     Takın oradan metro ile Pigale semtine ve oradan da Mont Marte tepesine doğru gidiyoruz. Burası Paris’in en yüksek bölümü. Buraya çıkışta yürümeyi tercih edince, baya su kaynatıyoruz doğrusu.)) Ama buradan Paris’in bir bölümünü panaromik olarak görebiliyorsunuz. Buradaki …. Katedral’i de gezip ressamlarıyla ünlü meydanına gidiyoruz.









     Bu meydanda yaptıkları güzel resimleri sergileyip satan ressamlarla birlikte aynı zamanda portrenizi de yapan ressamlar da bulunuyor. İsterseniz ücreti karşılığı portrenizi de yaptırabiliyorsunuz. Ben Moskova’da Arbat sokağında portremi yaptırdığım için)))), burada gerek görmedim.




      Şimdi yolumuz iniş aşağıya ve Pigale’ye. Pigale özellikle başta Moulin Rouge olmak üzere, tam bir eğlence merkezi. Etrafta çok sayıda bar, disko gibi eğlence yerleriyle dolu. Ama biz sadece Moulin Rouge önünde fotoğraf çekilmekle yetiniyoruz. Otelimiz zaten oldukça uzakta ve yarın Marsilya’ya
yolculuk var.








      Sabah kahvaltı sonrası otelden ayrılrak Gare De Lyon’ a gidiyoruz. Oraya vardığımızda hızlı trenimizin kalkmasına daha 3 saat var. Bu nedenle eşyalarımızı garın altındaki emanetçiye bırakarak önce Opera’ya ardından da Louvre Müzesine gidiyoruz. Ama vaktimiz o kadar az ki sadece önlerinde fotoğraf çekiliyoruz. Oysa sadece Louvre Müzesi bile günlerce gezilebilecek bir müze.









      Tekrar Gare De Lyon’a dönüyoruz. Bu gün Fransa'da genel grev var ve istasyonda işçiler de bu greve katılıyor. Ulaşımın aksamasından çok korkuluyordu ama çok ciddi bir aksama olmadı bu günlerde. Biz de işçi sınıfına destek verdik bu grevlerinde







     Paris tabii ki sadece anlattığım kadar kısa zamanda gezilecek ve bu yazı sınırlarına sığacak kadar küçük bir şehir hatta şehirden ötesi kültürel bir başkent. Biz kaldığımız süre içindeki yaşadıklarımızı paylaşıyoruz elbette ve sadece 4 günü..

     Şimdi yolumuz Marsilya’ya…..



                                                                                                       İYİ SEYAHATLER





6 Haziran 2016 Pazartesi

GÜRCİSTAN - BATUM

                                                                                                                            AĞUSTOS - 2009


        Kaçkar dağlarına hem güneyden, hem de kuzeyden iki yönlü çıkış yaptıktan sonra. Artık biraz da düz arazide dolaşalım dedik Karadenizde. Bu nedenle bu kadar yakınına gelmişken Batum'u da bir ziyaret edelim istedik.



         Aracımızı Sarp sınır kapısının Türkiye tarafına park ederek sınırı geçtik. O dönemde pasaportu olan her Türk vatandaşı vizesiz girebiliyordu. Şimdi ise sadece nüfus cüzdanı gösterilerek girilebiliyor.







       Sınırda bir Ciguli marka ( bizde Murat 124) taksiye binerek Batum'a yol aldık. Sarp sınır kapısından sonra Batum'a doğru ve sonrası hep düzlük bir bölge. Karadeniz'in, Türkiye tarafındaki o sarp dağlardan sonra burasının düzlük olması çok ilginç geldi bize. 



   Önce şehirde geziyoruz ve ilk işimiz Turizm Danışma bürosuna uğrayıp gezilebilecek yerleriyle ilgili döküman istiyoruz. Görevliler oldukça sıcak kanlı bize yardımcı oluyorlar. Zaten Batum küçük bir şehir ve vaktimiz de sınırlı burada.







         Kentin içinde havuzu bulunan büyük bir park bulunuyor. O parkta da gezerek dinlendik.













        Batum'un oldukça uzun, taşlık bir plajı var, hemen arkasında plaj boyunca yaklaşık 50 m. genişliğinde uzunca bir park bulunuyor ve sıcaktan bunalanlar bu parka gelip serinleyebiliyorlar. Plajda oldukça yoğun bir kalabalık var ve gençlerle dolu. Biz de o parkta yüksek ağaçların gölgesinde bira içerek serinliyoruz.










      Plajın yakınındaki bir kafede Khachapuri yiyip açlığımızı gideriyoruz. Khachapuri Gürcülerin özel pidesi, bizim peynirli pide gibi ama kullandıkları malzeme gereği olsa çok lezzetliler. Eğer yolunuz Gürcistan'a düşerse mutlaka Khachapuri yemeyi ihmal etmeyiniz.








         Burası ucuz denilebilecek bir ülke. Batum şehri küçük ama sevimli ve tarihi yapıları olan bir şehir. Şehirde panaromik biz gezi yaptıktan sonra Hopa'ya geriye döndük..



                                                                                       İYİ SEYAHATLER