24 Şubat 2017 Cuma

VİETNAM - HOİ AN

                                                                                                                                            ŞUBAT 2017


      Ho Chi Minh şehrine istediğimiz gün gitmek için uçak bileti bulamayınca, Da Nang ve Hoi An şehirlerindeki programlarımızı birer gün daha uzatmak zorunda kalıyoruz. Siz siz olun, Çin yeni yılına ( 20 Ocak - 21 Şubat arası), ki belki de en iyi zaman burası için, ama asla gelmeyin. Her şey ateş pahası, fiyatlar en azından ikiye katlanış vaziyette ve dediğim gibi uçakta birkaç gün önceden bilet almaya kalksanız o bile mümkün değil. Üstelik çok eğitimsiz ve gürültücü bir kitle olan Çinlilerle ortak platformlarda yaşamak zorundasınız. Bu konuyu daha geniş olarak " Vietnam- Genel Bilgiler " yazımda paylaşacağım.

 

     Da Nang'da iki gece kaldıktan sonra bugün yolumuz Hoi An'a. Otelin resepsiyonundan saat: 10.00 için yaptığımız rezervasyona saat: 09.15 te bizi almaya gelmişler, henüz hazır olmadığımız için hemen gidemiyoruz. Resepsiyona gidince saat 12.00 de gelecekler diyor görevli. Biz de bir taksi ile Da Nang ve Hoi An arasında çalışan şehir içi otobüslerinden biriyle gidiyoruz. Bu otobüs tıklım tıklım dolu  bindiğimizde, çok bağırgan kadın muavin, bağırarak oturan kızları yerlerinden kaldırıyor ve bizi oturtuyor. Kısa bir yolculuktan sonra Hoi An'a varıyoruz. Kadından da pek tırstık doğrusu.))).


     Otobüs garajında inerek bir taksiye binip otelimize varıyoruz. Otelimiz hemen nehrin önünde ve tarihi bölgeye çok yakın mesafede. Biraz dinlenip hemen çıkıyoruz. Bu şehirde oldukça çok sayıda müze bulunuyor. Eski şehrin girişindeki köprü üzerine kurulmuş olan bilet gişesinden biletimizi alarak ( Bu bilet bütün müze ve tapınaklara girmemizi sağlayacak) gezimize başlıyoruz.






      Hoi An 1999 yılında Unesco Dünya Mirası ilan edilmiş bir şehir. 15. yüzyıldan 19. yüzyıldan kalma Güneydoğu Asya ticaret limanının son derece iyi korunmuş bir örneği burası. Binaları ve sokakları, oldukça ilginç.







     Cham'ın eski liman kenti, 16. ve 17. yüzyıllarda, çeşitli illerden gelen Çinlilerin yanı sıra Portekiz, Japon, Hollanda ve Hintlilerin yerleştiği önemli bir Vietnam ticaret merkezi imiş. Sokaklarda gezerken mimari özelliklerinden de bunu fark edebiliyorsunuz.


     Bugün kent, tarihi, geleneksel mimarisi ve tekstil ve seramik gibi el işleri nedeniyle turistik bir cazibe merkezi. Hem Hoi An içinde, hem de çevrede birçok bar, otel ve tatil yeri inşa edilmiş. Liman ağzı ve tekneleri hem balıkçılık hem de turizm için hala kullanılıyor.







     Vietnam gezimizde zaman zaman gençlerden, zaman zaman da bizden gelen teklifle birlikte fotoğraf çekiliyoruz.











    Hemen her yer restoran, hediyelik eşya dükkanları ile dolu. Yol boyunca hem bu tarihi binaları izliyor ara sıra da birkaç hediyelik eşya alıyoruz. Vietnam kadınları da
omuzlarına astıkları askılarıyla, meyveleri satarak geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar.









    Buranın en önemli tarihi yapılarından birisi de, Japan Bridge. Japonlar tarafından yapılmış kapalı bir köprü burası. Oradan geçerken kadınlardan biri meyve askısını bana veriyor ve fotoğraf çekiliyoruz. Kadın meyve satmak için ısrar ediyor biz eline biraz para sıkıştırıyoruz, çünkü gezeceğimiz çok yer var daha.





    Resimde ünlü kapalı Japon Köprüsü..








    Vietnam'da genç nüfus oldukça çok. Hele 2-5 yaş arası çocuk o kadar çok ki inanamazsınız. Acaba bizim "Reis"i mi dinlediler acaba..)). Bu çocuklar sokakta bize "Hello" diyerek el sallıyorlar.














    Belirttiğim gibi, burası müze ve tarihi yapılarla dolu. Hepsini tek tek anlatmak bu sayfanın sınırlarını çok çok aşar, o yüzden bazılarının resimlerini paylaşayım.


























    Buranın da yine tarihi bir marketi var, Hoi An Market. Geçmişte yabancı ticaret insanlarıyla yapılan ticaretin merkezi olduğu gibi, bu gün de her türlü yiyecek, içecek, giyim, ev eşyaları v.s. satıldığı bir mekan. Yine Vietnam Genel Bilgiler'de bahsedeceğim ama buradan ilk defa deneyeceğimiz tropikal meyveler alıyoruz. Durian, İçi kırmızı Dragon Fruit ve karpuzu çok lezzetliydi.



    Bu eski şehirde yürürken dinlenme ihtiyacı da doğuyor elbet. O zaman bir kafede soğuk bir bir bira oldukça iyi geliyor.

     Hoi An'da çok sayıda Budist tapınağı var. Onları da tek tek anlatmak mümkün değil ve o nedenle, onlardan da bir kısmının resmini paylaşıyorum.







     Bu günlerde Light Festival var burada. Hemen Japon Bridge'in yanındaki duvarda bir ışık gösterisi var. Birinci bölümünü izleyemesek de, ikinci bölümüne yetişiyoruz ve bir amatör video çekimimi paylaşıyorum sizinle. Bize ilginç geldi, sizi bilemem..

    https://www.youtube.com/watch?v=kjYuAi6WhGI&feature=youtu.be


     Gece boyunca her yer kalabalık. Sokaklarda gösteri yapanlardan, bizim eski bayram yerlerinde olan oyuncak ve şans oyunlarına, sokak satıcılarına, sokak pazarlarına kadar her şey var. Nehre dilek mumları gönderen insanlara biz de katılıp, dileklerimiz eşliğinde nehre mumu yolluyoruz.


 

   Tam bir şenlik ve festival havası içinde yürüyorsunuz, o kalabalığın içinde. Ya bir de motorsikletler yok mu o kalabalıkta yol almaya çalışan, her an çarpacaklarmış gibi üzerinize gelen ama usta bir manevrayla yanınızdan geçen. Vietnam'da ulaşım konusunu da Vietnam Genel Bilgiler'de yazacağım.


     Ertesi gece de, bir önceki gün gibi kalabalık olmasa da, yine hareketli bir geceydi. Akşam yemeği için bir restoranda pizza yemek istedik. Duvarda Gandi, Lenin, Cezayirli bir lider adını bilmiyorum ve Mandela vardı. Garsona neden Atatürk resmi olmadığını sordum, biraz şakalaştık. Sonra da patronuna söyleyeceğini resim duvara asılırsa, bana resmini çekip gönderecek. Ben de resmin maliyetini kendisine göndereceğime söz verdim.





    Yemekten sonra çıkıp, bir tapınaktaki ayini izliyoruz.








     Avrupalı turistlerin buraya oldukça fazla ilgilerinin olduğunu gördüm, diğer şehirlere göre. Onları bu kadar buraya çeken şeyin ne olduğunu da merak ettim doğrusu. Yani bunu derken kötülemek istediğim için değil ama yani bir olağanüstülük de yok doğrusu. Yine de görülmesi gereken bir yer olduğunu düşünüyorum.


     Sabah kahvaltımızdan sonra Hoi An'a 2-3 km. mesafedeki balıkçı köyüne doğru, nehir kıyısını takiben yürüyüş yapıyoruz. Yolumuz üzerinde bahçede çalışan Vietnamlılara selam verip iyi dileklerimizi Türkçe söylüyoruz. Onlar da bizim güler yüzlü konuşmamızı anlamışçasına, gülerek Vietnam diliyle cevap veriyorlar. İki taraf ta sanki birbirlerinin dilinden anlamışlarcasına memnun oluyor, vücut dilleriyle belli ediyorlar bunu. Onları çalışmalarıyla baş başa bırakarak yolumuza devam ediyoruz.



 


   Yürürken bazı bahçeli güzel ve temiz evleri de görüyoruz. Yol üzerinde genellikle Avrupalı insanlar bisiklet kullanıyorlardı, sanırım onlar burada daha uzunca süreli yaşayanlardan olsa gerek.




    Köye gelince balık haline doğru yürüyoruz, ben oldum olası, almayacak olsam bile, balık seyretmesini severim. O bölgeye özgü balık ve diğer deniz ürünlerini seyrettikten sonra geriye dönmek için taksi bakıyoruz ama ortalıkta hiç taksi yok. Geriye sıcak havada yürüyerek de dönmek zor. Bu sırada sürekli motorsikletliler geçiyor. Sonunda motorsiklete oto stop yapmaya karar veriyoruz. Bir bayan motorsikletli duruyor, Nurşen motora biniyor. Şehir girişinde buluşmak için anlaşıyoruz ve gidiyorlar. Bir süre sonra da bir motorsikletli duruyor ve ben de ona biniyorum. Şehir girişine geldiğimizde bakıyorum Nurşen ortalıkta yok. Ben otele kadar olabileceği yerleri düşünerek yürüyorum. Biliyorum yalnız kalmaya da korkar, hatta kaybolduğunu düşünürse iyice panikler, o bakımdan biraz endişeleniyorum. Neyse ki otele vardığımda kapının önündeki barda oturuyor buluyorum. Yolda nerede ineceğini kestiremeyince, motorsikletli kıza oteli tarif edip gelmiş. Böylece küçük bir macera da yaşamış oluyoruz.

    Bugün yolumuz tekrar Da Nang'a oradan da başkent Ho Chi Minh'e geçeceğiz. Ho Chi Minh'de görüşmek üzere...



     Ho Chi Minh yazımı okumak için tıklayınız....

                                                                              İYİ SEYAHATLER

 





22 Şubat 2017 Çarşamba

VİETNAM - DA NANG

                                                                                                                                           ŞUBAT 2107




   Bugün yolumuz Da Nang'a. Yataklı otobüsümüzle yarım saati mola olmak üzere 3,5 saatte bu kente varıyoruz. Yataklı otobüsler gerçekten de iyi düşünülmüş ve uzun yolculuklar için ideal. Üç sıra ve iki katlı olarak yapılmış. Ayakkabılar otobüse binerken çıkarılıyor o yüzden de temiz. Hatta yorgan bile koymuşlar ama o pek temiz görünmüyor.










   Otelimiz hemen Pasifik Okyanusu ( Çin Denizi ) yakınında. Otelimize yerleştikten sonra çevre turuna çıkıyoruz.














   Bu kent Vietnam'ın 3. büyük kenti. Daha önce bulunduğumuz Hanoi' ye göre daha güzel ve bakımlı. Pasifik okyanusunun bir parçası olan, Güney Çin Denizi (South China Sea) kıyısında bulunan bir kent. Han NehriHan River ) de buradan okyanusa dökülüyor.


    Vietnam Savaşı sırasında, Orta Vietnam'da bulunması ve Güney Vietnam sınır bölgesi olması nedeniyle, ABD'nin hava kuvvetleri buraya konuşlanmış ve bu gün kullanılan havaalanı da o dönemde yapılmış. Buradaki Çin denizi kıyıları da ABD çıkarmasında kullanılmış.

    Savaş 1972 yılında sona erince Komünist Kuzey Vietnam Kuvvetleri şehri almış. 1975 yılında da Güney Vietnam, Kuzey Vietnam'a teslim olmuş ve ülke tek bir ülke haline gelmiş.





    Vietnam insanı pek güler yüzlü ve sevecen. Daha önceki yazılarımda da yazmıştım, bizimle resim çekilmek istiyorlar ve bazen de biz onlarla. İşte çocuğu ile resim çektirdiğimiz bir Vietnamlı.


   Otelimizden çıkarak Çin Denizine doğru yürüyoruz. Da Nang'ın çok uzun bir deniz şeridi var ve bütün bu şerit plaj kumlarıyla kaplı. Ama dev dalgalar içinde yüzmek pek olası değil. Bu bölgeye çok sayıda otel yapılmış ama ne zaman denize girilir doğrusu bilmiyorum. Bu yazıyı ertesi günü yazmıştım, yazıyı yazdıktan sonra gittim denize girdim. Biraz soğuk ve büyük dalgalar olsa da Çin Denizinde de denize girmiştim diyebilmek için katlandım..)))


   Da Nang, savaşta yıkılması ve sonradan yapılaşması nedeniyle olsa gerek, Hanoi'ye göre daha modern bir yerleşim. Bu bölgede sadece Tayland'da gördüğümüz yüksek binaları bir de burada gördük. Burası aynı zamanda Vietnamın önemli bir Limanı.


    Burada şehri bir birine bağlayan üç büyük köprü var. Han Bridge , Dragon Bridge ve .. .Köürüsünde yürüyerek karşı kıyıya varıyoruz. Köprü üzeinde yürürken, etrafı da fotoğraflamayı ihmal etmiyoruz.



    Savaş sırasında tahrip olmuş bir tapınağın restorasyon çalışmasını da yerinde izliyoruz. Daha sonra buradaki tek müze olan, Cham Uygarlığı Müzesi'ne gidiyoruz. Burası büyük olmayan bir müze, içinde bulunan heykeller çok ilginç gelmedi bana doğrusu. Gezdiğimiz bir çok eski tapınakta bulunuyor bu heykellerin benzerleri zaten. Özellikle Kamboçya'daki muhteşem Angor Wat Tapınakları ve heykellerinin yanında bunlar çok küçük eserler olarak kalır.




   Khan Market, burası kentin en büyük alış veriş merkezi. İçinde meyve, sebzeden tutun canlı deniz ürünlerine, kurutulmuş deniz ve baharat ürünlerine ve giysiye kadar her şey var. Burada gezilebilir ama kurutulmuş deniz ürünlerinden gelen kokuya katlanabilirseniz.

    Buradan çocuklarımıza tişort almak istiyoruz. Dükkan sahibi kadın yüksek bir fiyat söylüyor ve pazarlıkla dörtte bir fiyatına alıyoruz. Yani siz siz olun Vietnam'da pazarlık etmeyi ihmal etmeyin.






  Da Nang sokaklarında gezerken, daracık bir sokaktan çıkan bir Vietnamlı kadın bize buraya girin diye işaret ediyor. O daracık sokakta yürüyoruz ve o küçücük evlerinde herkes biz gülümseyerek bakıyor, mutlu görünüyorlar.









   Bu akşam yemekte deniz ürünleri olmasını planlıyoruz. Burada balıktan çok kabuklu deniz hayvanları daha çok. İşte ortaya karışık bir şeyler düşünüyoruz. Adamlar küçücük bir mangal yapmış, müşteriler dakikalarca değil, saatlerce bekliyor. Demek ki kapitalist mantığı yok bunlarda, özel sektör olsa bile.


  Yarın yolumuz Hoi An'a. Hoi An dönüşü bir gün daha burada kalıp uçakla  Ho Chi Min'e gideceğiz. Uçak bileti bulmada biraz sorun yaşayınca, Ho Chi Minh' e ayırdığımız zamanın iki gününü de burada geçirmek zorunda kalıyoruz. Hoi An ile ilgili yazımı daha sonra paylaşacağım.

   Hoi An'dan bir taksi ile dönüyoruz tekrar Da Nang'a. 35 km. mesafe var iki kent arasında. Eğer bu iki kent arasında yolculuk edecekseniz, taksi ile yapın yolculuğunuzu hem rahat hem de fiyatı uygun.


    Bugün buradaki son günümüz ve gecemiz olacak. Otelimizden tekrar taksi ile Dragon Köprüsü ayağına kadar gidiyoruz. Dragon Köprüsünden yürüyerek geçerken, nehir üzerinden akşamüstü görüntüsü böyle Da Nang'ın.



    Akşam ne yiyelim diye düşünüp yürürken birden kalabalık bir yer görüp oraya gidiyoruz. Burada da kendin pişir kendin ye yapıyorlar. Zar zor bir boş masa bulup oturuyoruz. Biraz zorlansak da sipariş veriyoruz. İlk siparişimiz dana kuşbaşı ve onu pişirip yerken, ikinci siparişimiz geliyor.




    O da daha önce Luang Prabang yazımda yazdığım gibi bir tarz. Bu kez onu pek beceremiyoruz. Yan masamızdaki genç bir ailenin erkeği yanımıza gelerek yardımcı oluyor. Nurşen de eşiyle resim çekilmeyi ihmal etmiyor.
    Bu restoran, Dragon Köprüsünün eski şehir istikameti üzerinde bulunuyor. Giderseniz ağız tadıyla bir yemek yiyebilirsiniz.





   Vietnam şehirleriyle ilgili, diğer şehirleri daha sonra yazacağım ama, şunu net olarak söyleyebilirim; Vietnam'da yaşanılacak en güzel şehir Da Nang.....


    Hoi An yazımı okumak için tıklayınız....


                                                                              İYİ SEYAHATLER.