FAS (MOROCCO) - MEKNES

Kasım 2017

Bugün yolumuz Rabat'tan Meknes'e doğru. Meknes'e gitmeden önce Moulay İdriss kentine uğrayacağız öncelikle. Rabat'tan kahvaltımızın ardında yola çıkıyoruz ve yine navigasyon yardımıyla doğruca bu kente varıyoruz.


Bu kent iki tepe üzerine kurulmuş, dış etkilere karşı korunaklı bir yer. Bu kente ismine veren, Moulay İdriss El AkhbarHz. Muhammed'in büyük torunu ve 1200 yıl önce Fas'a İslamı getiren kişidir ve türbesi de burada bulunmaktadır. Bu küçük kenti bu kadar ünlü yapan ve turistlerin uğrak yeri yapan neden de budur.


Kente aracımızla adeta tırmanarak ulaşıyoruz ve aracımızı uygun bir yere park ediyoruz. Kentin dik olan bölümüne değil, paralel olan çarşısına doğru yürüyoruz. Çarşı içinde en çok dikkati, kapılarının önünde kocaman bir sığır budu olan ve mangallarından çıkan dumanlarla, etrafa yayılan et kokuları nedeniyle  köfteciler çekiyor.




Tabii ki yabancıları görünce hemen içeriye çağırıyorlar ve ben birisine dönüste diye işaret ediyorum. Moulay İdriss Camisi ve Türbesini ziyaret ettikten sonra da burada lezzetli köftemizi yiyoruz. Resimdeki sığır budundan bir parça kesip, hemen orada makinada kıyarak köfte yapıp pişiriyorlar. Köftenin yanına kızarmış patates, patlıcan ve domates ekleyerek servis ediyorlar, yanında da bizim çoban salatası. Gerçi bize turist fiyatı veriyorlar ama ne yapalım Fas'ta zaman zaman böyle kazıklanacağız elimiz mecbur.



Çarşı içinden yolumuza devam ederek, Moulay İdriss Camisi ve Türbesi girişine ulaşıyoruz. Tabii ki girişte önümüze çıkan gencin Müslümanlık sorgulamasından geçiyoruz öncelikle. Bu gencin adı Jamal ve bize de bu cami ve türbede rehberlik yapacak, elimiz mecbur. Sorgulamanın ardından Nurşen için bir giysi getiriyor ve camiye giriyoruz. 



 Camii oldukça bakımlı ve güzel işlemeli duvarları dikkatimizi çekiyor.




Sırada Moulay İdriss El Akhbar Türbesi var. Türbe girişinde oturmuş insanlar önce yüzümüze kızgın ve şaşkın ifadelerle bakarken, rehberimiz Jamal onlara Türk ve Müslüman olduğumuzu söylemesiyle yüzleri gülüyor ve sanırım kendi dillerinden hoş geldiniz diyorlar.
(Resimde Nurşen türbede dua ederken).




Jamal bizi bir üst kata çıkarıyor ve bu katta da Moulay İdriss'in oğlunun türbesi bulunuyor. Bu bölümde ayrıca yine Molla'nın ailesi fertlerinizn de mezarları bulunuyor.




Cami ve türbe ziyaretimizi tamamlayınca Jamal bize istersek, kentin üst noktalarından şehrin panaromik görüntüsünü alabilmemiz için yukarıya doğru gidebileceğimizi söylüyor ve biz de kabul ediyoruz. Kabul ediyoruz ama yukarıya çıkıncaya kadar dilimiz beş karış dışarıya çıkıyor doğrusu. Çıkışta dinlene dinlene çıkmak zorunda kalıyoruz. O sırada bizim gibi o yolda dinlene dinlene çıkan biri daha vardı ve adam evlerden birine giriyor. Biz o adama çok acıyoruz, çünkü bizim için sadece bir seferlik olan bu yolu adamcağız belki günde bir kaç kez yürümek zorunda.



Yol üzerinde birinci terasta durup kentin panaromik fotoğraflarını çekiyoruz ve biraz soluklandıktan sonra üst terasa çıkıyoruz. Burada tabii ki daha güzel bir görüntü bulunuyor. (En üstteki resim)



Burada da bir kaç görüntü aldıktan sonra, ters taraftan inişe geçiyoruz. Bu yol üzerinde Fas'taki tek örnek olan silindirik minareyi görüyoruz. Daha önce yazmıştım, Fas'ta bütün minareler dikdörtgen prizması şeklinde diye.



Yolumuz üzerinde Nurşen Faslı küçük kızlarla fotoğraf çekilmek istiyor önce itiraz ediyorlar ama daha sonra gönülleri oluyor ve kabul ediyorlar.

Aşağıya doğru yürüyüşe devam ederken, üzerinde yük taşıyan eşekleri göstererek " Bunlar bizim taksilerimiz" diyor Jamal. 

Buradaki turumuzu tamamladıktan sonra, Jamal'a bir miktar bahşiş veriyorum ama biraz burun kıvırıyor ve bir miktar daha veriyorum ve gönlü oluyor.




Şimdi yolumuz, buraya sadece 3 km. mesafedeki antik kent Volubilis'e. Aracımızı bu antik kentin önündeki parka bırakıyoruz. Bugün üzerimizde bir yorgunluk var, nedeninin kent içinde yapmış olduğumuz dik yürüyüşe bağlıyoruz. Nurşen'in takati yok burasını gezmek için ve ben bu antik kenti yalnız dolaşıyorum.




Bu kent Moritanya Krallığı'nın bu bölgede hüküm sürdüğü dönemde kurulmuş ve daha sonra Roma İmparatorluğu'nun en uzak yerleşimlerinde biri olarak kullanılmış. Bu kente o dönemlerde 20 bin insan yaşadığına inanılıyor. 



Yerel zeytin üretiminden elde edilen zenginliklerle birlikte, halk hamamı, zafer kemeri ve parlamento binaları gibi, muhteşem mozaik döşeme çalışmaları ile tamamlanmış pek çok büyük konutlar  inşa edilmiş ve bir kısmı hala ayakta duruyor. O döneme ilişkin zeytin yağı elde edilen tesisler de burada canlandırılmış. Burası özellikle güzel korunmuş mozaikleri ile de dikkati çekiyor.



Sekizinci yüzyılda İslam'ın bölgeye gelişi ile birlikte kiliseler tahrip edilmiş. Volubilis, Roma İmparatorluğunun çökmesinden sonra da yüzyıllarca bir yerleşim olarak kalmış ve yerini korumuş. 






Buradaki turumuz da tamamladıktan sonra artık yolumuz Meknes'e. Meknes'e varınca ilk işimiz şehir içinde bir otel aramak oluyor. Dolaşırken dikkatimizi çeken Nice Hotel'e kalmaya karar veriyoruz. Canımız alkol çekiyor bu arada. Resepsiyona soruyorum nerede satıldığını, otelin barında da var ama en az 3 kat fiyat istiyorlar. Dışarı çıkıp alkol satan bir dükkan buluyoruz oradan aldığımız buz gibi Casablanca biralarını içip odamızda dinleniyoruz. İlgilenenler için bu dükkan tam şehir merkezinde ve cadde üzerinde.







O da ne !!!! dışarıdan bağırışlar çağırışlar geliyor ve merakla balkona çıkıyoruz. Meğerse o akşam Fas ile Fildişi Sahilleri futbol takımlarının maçı var. Fas bu maçtan 2-0 galibiyetle ayrılıyor ve 2018 Dünya Kupası finallerine kalıyor. Sokaklar caddeler mutluluktan havala uçan Faslı gençlerle dolup taşmış. Ben de onların bu sevincine kayıtsız kalmıyor ve onlara katılıyorum.

Artık yatıp uyuma zamanı, yarın önce Meknes'i gezeceğiz ve sonra yolumuz Fez kentine.




Kahvaltımızı takiben otelden eşyalarımızı alıp, aracımıza yüklüyor ve şehir turuna başlıyoruz. İlk ziyaretimiz kentin Medinasına (Eski Şehir). Buranın dar sokaklarında ilerlerken, yine çeşitli ürünlerin imal edildiği ve satıldığı dükkanlara da şöyle bir göz ucuyla bakıyoruz. Zaten durup dikkatli baksak hemen yapışacak dükkan sahibi. 




Doğruca Bou Inania Medresesi'ne ilerliyoruz. Girişini biraz zor da bulsak, sonuçta bu medreseyi de dolaşıyoruz. Gerçekten güzel bir tarihi yapı. Sütunları, kapıları ve olağanüstü ince oyma işçiliğiyle muhteşem bir görünüme sahip.

Medrese, Marinid hükümdarı Ebu İnan Faris'in babası Abu-el-Hasan Ali bin Osman tarafından 1341'de kurulmuş ve medresenin ismi daha sonra verilmiş.




Medresenin çatısına çıkıp oradan Medinayı seyrediyoruz. Fas'ta Cami ve Medrese gibi yapıların hepsinin yeşil renkli olması burada daha da dikkatimizi çekiyor. Medresenin hemen içinde bulunduğu bölüm ise Medinanın kapalı çarşısı.




Buradan aracımıza doğru yöneliyoruz ama, laf aramızda kadın kısmı, bu kadar çok dükkan içinden geçip de bir kozmetikçi görürse dayanabilir mi? Tabii ki Nurşen de sonunda kendini böyle bir dükkana atıyor. Denemek için birer adet krem, argan yağı ve sürme alıyor. Burada da kıran kırana bir pazarlıkla fiyatı yarıya düşürüyoruz.




Şimdi yolumuz Meknes'i 17. yüzyılda Fas'ın başkenti yapmış olan ünlü hükümdar, Moulay İsmail Türbesi'ne. Ama ne yazık ki bizim bulunduğumuz dönemde burada bir restorasyon çalışması var ve içeriye giremeden dönmek zorunda kalıyoruz. Burada da faytoncular peşimizi bırakmıyor ve ellerinden zorla kurtuluyoruz o süslü püslü saltanat faytonlarına binmeden.




Bu meydanda bulunan golf sahasına giriyoruz. Burası oldukça güzel ve bakımlı bir yeşil alan. Buradaki görevli, istersek golf dersi alabileceğimizi söylüyor ama ne bizim vaktimiz buna müsait ne de memlekete dönüşte devam edebileceğimiz bir golf sahamız bulunuyor.



Meknes'de de yine kralın bir sarayı var ama tabii burada da içeriye, diğer şehirlerde olduğu gibi, girmek yasak. Bize de yol boyu uzayıp giden bu sarayın duvarının fotoğrafını çekmek kalıyor.





Moulay İsmail döneminde yapılmış olan tahıl ambarlarına geliyor sıra. Moulay tahıl ve yiyeceklerin tazeliğini koruyabilmesi için 4 m. kalınlığında, 9 m. yükseklikte 10 adet odadan oluşan bir depo kurdurmuş. Bu depo şu anda sadece bir harabe.


Artık Fez'e doğru yola çıkma zamanı.....


 FEZ yazımı okumak için tıklayınız....



İYİ SEYAHATLER


                                                              



2 yorum:

BİR SEVDA FASLI dedi ki...

Fas topraklarına hosgeldiniz. Rotanızda Tanca da vardır umarım. Burası da gezilmeye görülmeye değer sahil kasabası dağ köyüne yakındır.

Malik Yavaş dedi ki...

Hoşbulduk sağolun.Teklifiniz için teşekkür ederim. Türkiye'den çıkmadan önceki zamanımıza göre planımız içinde Tanca yoktu. Şimdi de Türkiye'ye dönmş bulunmaktayız. İnşallah bir dahaki sefere.