DANİMARKA - KOPENHAG

                                  2000 YILI UEFA KUPASI FİNALİ EV SAHİBİ; KOPENHAG




           Kopenhag'a ilk gidişim, Galatasaray ile Arsenal futbol takımlarının Parken Stadı'nda oynayacakları, 2000 yılındaki UEFA kupa finali içindi. Bir Galatasaray taraftarı olarak UEFA şampiyonluğunu canlı olarak görmek ve o ortamı yaşamak şansına sahip olan az sayıdaki Türklerden biri olarak hep mutlu oldum. Maç için direkt uçak bileti bulamadığım için, önce Hamburg'a gitmiştim. Orada yaşayan kuzenim Meriç ile birlikte kara yoluyla ulaşmıştık Kopenhag'a.



       Bu maça Türkiye'den gelen Türklerin arasında ünlü kişiler de vardı. Resimde arkamda görülen Beyaz'da ( Beyazıt Öztürk) bu maçtaydı. Biz kupayı alınca ona dönüp çak yaptım, ya adamın elleri maşallah kürek gibi neredeyse bileğimi kıracaktı. O gün üzerinde Galatasaray forması vardı ama daha sonra onun Fenerbahçeli olduğunu öğrendim. Sanırım kıskançlığından o kadar sert çak yapmış bana...)))






      İkinci gidişim ise, 2014 yılındaki Baltık gezimizin son durağı olarak gerçekleşti. Malmö'den kara yoluyla daha önceki yazımda bahsettiğim, İsveç (Malmö) ile Danimarka (Kopenhag) arasındaki 16 km. uzunluğundaki Oresund köprüsü ve tünel bağlantısıyla ulaştık.






   

     Kopenhag, "Tüccar Limanı" anlamına geliyor Danimarka dilinde. Zealand adası üzerinde bulunan Kopenhag, Danimarka'nın en kalabalık şehri ve başkenti aynı zamanda.


   Kopenhag'daki ilk durağımız, Cristiansborg Sarayı ve Kalesi oluyor. Burası yürütme, yasama ve yargı güçlerini bir arada bulunduran bir saray ve dünyadaki tek örneği. 1167 yılında başlayan inşa süresi, giderek artan ekleriyle birlikte 1746 yılına kadar sürmüş .





   Sırada Amalienborg var. Burası kraliyet ailesinin kışlık sarayı. Meydanın ortasında Amalienborg kurucusu, Kral V. Frederick'in  atlı heykeli bulunuyor.






 

    Sarayın bulunduğu  meydana bakan Kral Frederick kilisesi de çok muazzam bir görünüşe sahip. Aynı zamanda Mermer Kilise ( Mamorkirken ) olarak ta adlandırılıyor burası. 1749 yılında yapımına başlanan ve Frederick'in ölümüyle uzun zaman harabe durumunda kalan bu kilise, nihayet 1894 yılında halka açılmış.





   Kilisenin içi de oldukça gösterişli. Burada bir süre oturup dinlendik.











 

    Nyhavn liman bölgesi de oldukça güzel ve renkli yapılarla bezenmiş. Burada gezinti yapabilir, kafelerde dinlenip eğlenebilirsiniz.











      Kopenhag'ın yine güzel kiliselerinden biri Vor Fresler Kilisesi. Vakit darlığımız nedeniyle bu kiliseyi de ancak uzaktan resimleyebiliyoruz.








        Gefion Fountain (Gefion Çeşmesi) ; Burası limana yakın bir yerde ve İskandinavya Tanrıçası Gefjun'un yönettiği hayvan figürleriyle oluşmuş güzel bir heykel ve etrafındaki havuzdan oluşuyor. Çeşme bira imalathanesinin 50.yıl dönümü vesilesiyle Carlsberg Vakfı tarafından Kopenhag kentinde bağışlanmış.




     Sırada Kopenhag ile bütünleşmiş bir eser olan Denizkızı ( The Little Mermaid ) heykelinde. Heykel 1909 yılında Carlsberg'in kurucusunun oğlu Carl Jacobsen tarafından yaptırılmış. Kraliyet Tiyarosundan Ellen Price bu heykele modellik etmiş ancak model çıplak poz vermek istemeyince, heykeltraş Edvard Eriksen model alarak karısı Eline Eriksen'i kullanmış. Heykel zaman zaman saldırılara uğramış ve yeniden restorasyonlar geçirmiş.
 
      Aslında bu Denizkızının uzun bir hikayesi de var ama yerimiz buna uygun değil.





   Burada ulaşımda değişik yöntemler kullanılıyor. Klasik yöntemler olan toplu taşıma araçları yanı sıra resimdeki gibi bisikletli taşımacılık ta var.








     Ayrıca kanallarda turistik amaçla kullanılan tekneler de var ve bunlarla kolayca gezebiliyorsunuz.



 

   Gelelim Storget çarşısına, burası uzunca turistik ve popüler bir çarşı. Girişinde bir leylek heykellerinde oluşan bir anıt bulunuyor. Çarşı içinde bulunan mağazalardan alışveriş etmek mümkün. Çeşitli etnik gurupların restoran ve kafeleri de mevcut. Bunlar içinde Türklere da ait çok sayıda işletme görebilirsiniz.







   
    Çarşı girişinde çok sayıda bisikletin park ettiği bir meydan var. Burada insanların ne kadar sportmen olduğunun bir göstergesi bu.









    Buraya gelmeden yol üzerinde çarşı girişinde bir gurup PKK'lı gösteri yapıyordu.





      Bizim ekip sıcak havada yürümekten perişan bir vaziyette bulduğumuz bir ağaç gölgesinde dinlenmeye çalışıyor.











     Kopenhag'da elbette daha görülecek yerler var ama zamanımız ancak bu kadarına yetti. Burada Baltık turumuzun da sonuna vardık. Şimdi ver elini memleket.......

                                                              İYİ SEYAHATLER







     

 




















Hiç yorum yok: