ARNAVUTLUK - BERAT










     Tiran'dan dolmuşla Berat'a doğru yola çıktık.   Arnavutluk'ta yollar pek iyi değil, buna rağmen hızlı bir şoföre denk gelmişim, bir hayli sarsılarak Berat'a vardık.  Resimde dolmuşumuz ve şoförü...







    

     Berat'ta otellerin hepsi doluydu ve o saatten sonra da başka bir şehre ulaşım için toplu taşım aracı da yoktu. Ancak taksi tutarak gidebilirsiniz, onlar da çaresiz görünce fiyatı yüksek tutuyorlar tabii ki. 

    Bilirsiniz  Demirel'in meşhur bir sözü vardır "Demokrasilerde çare tükenmez" diye, ben de öyle deyip yer aramaya başladım. 







       Burada ev pansiyonculuğu yapan kişiler var, bisikletle dolaşıp turistlere evlerinde daha uygun fiyatta kalmayı teklif eden. Öyle birisiyle tarzanca da olsa anlaştık. Adam ile evine gittik, Osmanlı mimarisinde yapılmış evine bir geceliğine misafir oldum 20 Euro karşılığında. Sabah kahvaltımı da odama getirdiler, hem kendisi hem de karısı  güleç yüzlü insanlardı.



      Uzun yıllar Osmanlı egemenliğinde kalmış olan Berat'ta ahşap oyma işçiliği çok gelişmiş. Bunu buradaki bir çok Osmanlı eserinde görebiliyorsunuz. İşte kaldığım bu evde Osmanlı mimarisindeki bir evdi ve o sanatı burada da gördüm.




         Berat yapıları itibariyle tipik bir Osmanlı şehri. Osmanlı yine 1444 yılında 1. Murat döneminde burayı ele geçirmiş. Ahmet Kurt Paşa uzun yıllar burayı yönetmiş. Şehirde, Ahmet Kurt paşanın yaptırmış olduğu Paşa Sarayı, bir Halveti tekkesi, karşısında da Padişah Camii var. Bunlar aynı avlu içinde yer almakta. Resimde Halveti tekkesi.







       Şehrin girişinde " Bekarlar Camisi" bulunuyor. Bu cami ismini  şehri 24 saat bekleyen  şehrin erkek savunuculardan almış. Bu erkekler hiç evlenmezler, sürekli şehrin girişinde kenti korur ve orada yaşarlarmış. İlginç değil mi? 

   
    

      Şehrin merkezinde yine Osmanlı'lardan kalma "Paşa Sarayı " var, Berat'ı ve o bölgeyi yöneten Osmanlı paşalarının ikamet ettiği.  Bu saray şimdi bakımsız bir halde duruyor.







  





        Yine şehrin merkezinde,Osmanlılar'ın, Arnavutluğa ilk geldiği dönemde, müslümanlığı kabul eden ve adını Ahmet olarak değiştiren Arnavut lordunun yaptırmış olduğu, Önder Camii bulunmakta. Evliya çelebi Seyahatnamesinde bu camiiden söz eder. Ahmet Paşa bu caminin çevresine medrese, pazar, hamam gibi yapılar yapmasına karşın şu anda sadece camii ayakta kalmış. 










  

       Kentin en yüksek tepesinde , içinde hala insanların yaşadığı bir kalesi var, çok iyi korunmuş bir kale. Osmanlı'ya karşı direnişin yapıldığı ve zor zaptedilecek bir kale. Buna rağmen Osmanlı orayı ele geçirmiş.







        Dar sokakları ve içinde hala insanların yaşadığı taş evleri ve kiliseleri mevcut. Benim orada bulunduğum zamanda kilisede bir nikah hazırlığı vardı. 















         Berat Kalesi Osum nehrinin kıyısındaki tepeye inşa edilmiş ve sadece güney bölümünden erişilebilir durumda. Kaleden kentin görünümü de oldukça muhteşem. Kalenin içindeki yapılar 13. yüzyılda yapılmış olmasına karşın hala konut olarak kullanılıyor. Kale içinde genellikle hıristiyanlar oturuyor.







      İçinden Osum adındaki nehir geçiyor bu şirin kentin. Nehrin üzerinde Osmanlı dönemimde yapılmış ve iyi korunmuş bir taş köprü var. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu taş köprüden de söz ediyor.









 


      Berat'ın bir bölümünde gezerken kendimi Safranbolu'da zannettim, tipik Osmanlı evleri var. Tabii ki Osmanlı egemenliğinde çok uzun yıllar kalmış olan bir kentte bu izleri görmek oldukça doğal.











         Berat'ın bir de üniversitesi var, binayı görünce kendimi Washington'da parlamento sarayı karşısında zannettim. Çok heybetli bir bina, böyle bir mimariyi neden tercih ettiklerini de doğrusu merak ettim. 











           Berat, Arnavutluğa gitmeyi planlayanların mutlaka görmesi gereken bir kent olduğunu düşünüyorum.



                                                   İYİ SEYAHATLER
     
            

Hiç yorum yok: