MEKSİKA - MEXİCO CİTY

                                                                                                                                     TEMMUZ - 2010


        New York'taki bir haftalık tatilimizin ardından, Mexico City'e, eşimle beraber New York üzerinden, hem kuzenimin Meksika'lı eşi ve çocuğunu ziyaret etmek hem de bu kenti yaşamak amacıyla geldik.
     


       Mexico City oldukça kalabalık ve pis bir şehir ve binaların büyük çoğunluğunun gecekondulardan oluştuğunu düşünürseniz ve nüfusun 25 milyon üzerinde kentin ne kadar büyük bir alana yayıldığını tahmin edebilirsiniz. Şehrin merkezinde ise çok sayıda tarihi yapı, katedral görmek mümkün. Kentin bazı bölgeleri de oldukça modern. Adını Türk savaşçılarından aldığı söylenen Çapultepek modern bir bölge. 








    Koloniyal dönemden kalma binalar da oldukça gösterişli.

 
   Mexico City'de, Meksika'nın tarihsel gelişimi anlatan Ulusal Antropoloji Müzesi  var. Bu müze oldukça güzel bir şekilde hazırlanmış, Meksika uygarlığını anlatıyor. Önce Olmec'ler ,sonra Aztek'ler daha sonra da İnka'lar burada hüküm sürmüş bunları da görsel olarak sunmuşlar.








  Meksika'ya gidip te ünlü şapkasından almamazlık edilir mi?   Pazarda ünlü Meksika şapkaları satan, satıcı kız çocuğu ve şapkamla ben.




                                                       
                                                                Tur otobüsüyle şehir turunda







Sokak Satıcıları



                          


    Resimdeki yerli sihirbaz tarafından üzerimdeki kötü ruhlardan tütsülenerek temizlenmek istemiştim. Ama aksine ben yabancı olduğum için, galiba Meksika'lıların kötü ruhlarını benim üzerime gönderdi ve güzel bir gezi yaşamadık.))

 

        PİRAMİTLER


     Meksika Teotihuacan piramitleri; Bu piramitler Aztek'lerden önceki dönemlere ait olmasına karşın, tam olarak hangi döneme ait olduğu bilinmemektedir. Mexico City'e yaklaşık 40 km. mesafededir. Burası Güneş Piramidi, Ay Piramidi, Ölüler Yolu ve Tüylü Yılan Tapınağı'ndan oluşmakta.






 






       Burada Coco böceğinden resim yapan bir satıcı ile de karşılaştık. Buradaki tapınaklardaki gördüğümüz duvarlardaki kırmızı yazıların, bu böceğin ezilmesiyle elde edildiğini ve aradan geçen binlerce yıla rağmen yazıların herhangi bir zarara uğramamış olduğunu anlattı. Cola'nın rengini veren böcek te Coco, cola severlere hatırlatmak istedim. Bu böceğin yaşam alanı Aleo Vera bitkisi.









              NE YENİR NE İÇİLİR?


  Meksika'nın mutfağına gelirsek, tabii ki  başta Taco gelir. Mexico City'de nereye giderseniz gidin Taco'nun kokusundan kaçamazsınız. Havaalanından çıktığımız andan itibaren, yine havaalanına dönünceye kadar Taco kokusundan kurtulamadık. Sokak başlarında mutlaka bir seyyar Taco'cu görmeniz mümkün zaten etrafa kokuyu da yayanlar bunlar.



        Ama görüntüsü ne yazık ki pek hoş değil Taco'cuların, elleri dirseklerine kadar yağ içinde. Taco çok ucuz bir yiyecek. Bir kere Taco yemeyi denemeye kalktık bir restaurantta ama yiyemedik. Çünkü kokusu çok ağır ve rahatsız ediciydi bizim için, bu koku eti içine koydukları baharat ve mısır gevreğinden geliyor. Bu mısır gevreğini de adı Tortilla
















   Gerek tavuk gerek et Fajitas'larıda oldukça lezzetli yanında da tekila ile oldukça güzel gidiyor. Meksika mutfağının olmazsa olmazı, zehir gibi acı biberleri ve baharatları.

   



      Genelde Mexico City yiyecek ve içecek anlamında ucuz bir şehir. Damak tadımıza uygun bir yemek konusunda hayli zorlandık burada. Bir gün yolda yürürken bir restoranın önünden geçiyorduk, ne görelim nefis biftekler yiyordu insanlar. Hemen kendimizi içeriye attık. Burası bir Arjantin restoranıydı, İngilizce bilen insan pek fazla yok buralarda o yüzden işaretle tabaklardaki etleri gösterip sipariş ettik. Bir de içinde elma ve buz  parçacıkları bulunan hafif bir şarap eşliğinde yemeğimizi mideye indirdik ve buraya geldiğimizden beri ilk kez karnımız bu denli iyi doyurabildik.


                             Alin, Monica, Nurşen ve ben. Ben Tekila eşliğinde Fajita'yı mideye indirirken



      Şehirde gezerken çok büyük bir pastane gördük ve içeriye girdik. Bin bir çeşit, tatlı, tuzlu kurabiyeler, börekler, çörekler, pastalar, tatlılar vardı. Burası adeta bir fabrika gibi çalışıyordu, çok sayıda çalışan ve müşteriyle adeta kaynıyordu. Üst katında sadece yüzlerce çeşit düğün pastası vardı. Eşim önce inanmadı bunların gerçek olduğuna ve parmağıyla bir parça aldı bunlardan birinden ve gerçek bir yaş pastaydı . Bu kadar çok düğün pastasını bir arada görmek bizi şaşırtmıştı. Demek ki talep var.







    Meksika denilince akla zaten hemen Tekila gelir. Bizdeki rakı gibi, tekila da buranın milli içkisi niteliğinde. Şeffaf ve sarı renkte olanları var, hatta içinde kurtlu olanı da.
    Genellikle shut (şat) olarak tuz ve lime eşliğinde içiliyor.









    Pina Colada yine buranın ünlü içkilerinden. Rum, ananas ve hindistan cevizi yağından yapılan ve soğuk içilen  bir içki.















            Acapulco ve Cancun güzel tatil beldeleri olmasına karşın, biz buralara gitme fırsat bulamadık.



                                                                          DİKKAT

         1- Meksika Türk vatandaşlarına vize uyguluyor ama ABD üzerinden giderseniz o zaman vize istemiyor.
         2- Burada kullanılan para birimi Meksika pezosu.
         3- Türkiye'ye göre oldukça ucuz bir ülke.
         4- Toplu taşım araçları oldukça kötü, taksiler ucuz.





                                                                      İYİ SEYAHATLER




Hiç yorum yok: