JAPONYA - NAGOYA

                                                                                                                                     HAZİRAN 2015


       Japonya'daki en son gezdiğimiz yer Nagoya şehri oldu. Kyoto'dan yine hızlı tren Shinkansen ile kısa bir yolculuktan sonra Nagoya'ya vardık. Aslında Japan Rail Pass'larımız Nazomi trenini kapsamıyor olmasına rağmen yanlışlıkla bu trene binmişiz. Bu tren en hızlısı diğer trenlere göre ve sadece büyük istasyonlarda duruyor. Kontrol görevlisi biletlerimizi sorunca Rail Pass'larımızı gösterdik. Görevli çok nazik bir biçimde burada geçmediğini söyledi. Biz bir cezalı bilet uygulaması beklerken, zaten neredeyse Nagoya'ya varmıştık, görevli gülerek iyi günler diledi.



       Nagoya'da ilk gecemizde Sakae semtine gittik. Burası restoranları ve gece eğlencesiyle ünlü bir yer. Sokaklara kurulmuş sahnelerde şarkı söyleyen gençler ve onları dinleyerek eğlenen bir çok insan vardı burada.







     Belki Sakae'nin sembolü olmuş olan bu TV kulesi de ayrı bir güzellik katıyor bu semte.


















      Burada ilginç giysileri içerisinde Japon gençlerini görmek mümkün. Anime'den etkilenmişler, giysileri ve saç şekilleri ile ilginç görüntü oluşturuyorlar.


      Yemek yiyecek bir yerler bakınırken, bir dönerci gördük sahibi bir Türk ve o da bizi görünce önce bir merhabalaştık. Biraz ilerledik ve orada yemek yemeğe karar verdik ama sadece tavuk döneri varmış ve vazgeçtik. Bize kendin pişir kendin ye tarzında bir yeri tarif etti oraya gittik.

       Orada masada bir elektrikli mangal vardı, istediğiniz bir eti sipariş veriyorsunuz ve kendiniz pişiriyorsunuz. Kapalı bir ortam olmasına karşın, dumanı içeriye çeken bir sistem yapmışlar, biraz olsun et kokusunu duymuyorsunuz. Adamlar yapıyor ya..




      Uzunca masada yanımızda bulunan Japon kızlarıyla beraber fotoğraf çektirdik. Japonlar böyle tekliflere memnun oluyorlar ve hep gülümsüyorlar.



 






     Nagoya'da ikinci günümüzde, Toyota otomobillerinin üretim  yapıldığı ve çok büyük bir alana yayılmış olan fabrikasının bir bölümünü gezdik. Nagoya, Toyota ile simgeleşmiş bir kent Japonya'da. Buraya her gün belli sayıda ziyaretçi kabul ediyorlar. Bunun için önceden rezervasyon yapmak gerekiyor. Yine Japon arkadaşım Takheshi'nin, biz gelmeden önce, yaptığı rezervasyonla burasını ve otomobil üretimi prosesini yerinde görme şansımız oldu.


      Bir rehber eşliğinde yaklaşık 20 kişilik bir gurupla bu geziyi yaptık. Öncelikle otomobilin saç aksamı (Karoser) imalatının yapımını gördük. Tamamen otomatik olarak robotlarca yapılıyor bu imalat. Daha sonra sırasıyla diğer imalatları gezdik ve inceledik. Orada çalışan Japonlar de tıpkı robot gibiydiler. Bir tanesi bile başını kaldırıp bize doğru bakmadı bile. Tamamen işlerine konsantre bir şekilde çalışıyorlardı. Resim çekmek yasak olduğu için buradan bir görüntü alamadık.







      Fabrikanın müze ve teşhir salonunu da gezdik. Müze kısmında, Toyoto'nun kurucusu Toyoda ve fabrikanın gelişim süreci anlatılıyordu.









        Teşhir salonunda ise son model araçları sergileniyordu. Biz de bu araçlarla en azından fotoğraf çekilmeyi ihmal etmedik.



















      Akşamında ise yine ABD'deki dil kursu arkadaşım Hayato ve arkadaşı ile buluşup keyifli bir akşam geçirme şansımız oldu.


      Hayato'nun da ısrarıyla 3. gün Nagoya Kalesi'ne gittik. Aslında daha önce gezdiğimiz şehirlerde yeterince kale gördüğümüz için buraya gitmeyi düşünmüyorduk. Çünkü aşağı yukarı hepsi birbirine benziyor. Aynı şekilde tapınaklar da böyle.




















     Artık Tokyo'ya dönme zamanı, bugün yine Takeshi'nin bizim için aldığı biletlerle Kabuki Tiyatrosu'ndaki  oyuna yetişmemiz gerekiyor.

      Evet Tokyo'yu iki ayrı bölümde yazmıştım. Artık Japonya seyahati yazılarımın sonuna geldik. Japonya'ya seyahat edeceklere bir nebze katkımız olduysa ne mutlu bize.


                                        HEPİNİZE JAPONYA'YA İYİ SEYAHATLER DİLERİM

 

Hiç yorum yok: