FRANSA - NİCE

                                                                                                                                       HAZİRAN 2016

   Marsilya'dan yine trenle Nice'e gitmek için yola çıkıyoruz ama grev nedeniyle bizim tren iptal olmuş bu nedenle o istikamete giden bir trene binip Toulon'da inip tekrar başka bir trenle Nice'e varıyoruz. Otelimiz gara oldukça yakın kolayca buluyor ve yerleşiyoruz.


    Nice'e daha önce 1993 yılında katıldığımız bir Orta Avrupa Turu ve 1995 yılında katıldığımız Akdeniz Turu olmak üzere iki kez bulunmuştum. Dolayısıyla Nice'i oldukça iyi biliyorum. Bu kez yine İspanya ile yapacağımız milli maçlar nedeniyle burada bulunuyorum.


    Nice çok büyük bir şehir sayılmaz ama Fransa Riviera'sının başkenti burası. Uzayıp giden plajı yaz dönemlerinde dolup taşıyor. Denize yakın ve Nice Kalesinden dibindeki bulunan bölge eski şehir. Dar sokakları, ilginç yapılarıyla dikkati çekiyor. Daha önceki gelişlerimizde bu dar sokakların birinde kocaman fıçılar içinde çeşitli şarapları satan bir dükkan vardı. Oraya gelenler plastik bidonlara şaraplarını doldurarak alıyorlardı ama bu sefer, yağmurdan çok ıslanmıştık o yüzden çok zaman ayıramadığım için bulamıyorum burasını.





    Nice manzarası denizin yanındaki Nice Kalesinden oldukça güzel görünüyor. Buraya yağmura ve rüzgara karşın ısrarla çıkıp, bu güzel manzarayı izliyoruz ama daha sonra da şifayı kapıyoruz tabii ki.




    Maçlar nedeniyle ortalık karnaval görüntüsünde, yarın İspanya ile olan maçımızı Nice'in yeni stadyumunda izleyeceğiz. Sahilde çeşitli eğlence ve etkinliklerin yapıldığı mekanlar hazırlanmış. Türkiye Futbol Federasyonu bu sahilde çadır kurmuş ve gelen Türk taraftarlara yardımcı oluyor ve Türk bayrağı dağıtıyor. Hemen yan tarafında İspanya Futbol Federasyonu da aynı şekilde çadır kurmuş aynı şeyi onlar da yapıyorlar.




     İlişkiler oldukça samimi ve dostça. Biz de bir elimize Türk, diğer elimize de İspanya bayrağı ve sırtımızda Türk Milli Takımı formasıyla dolaşıyoruz Nice'te








   İspanyollar ile karşılaştığımız her ortamda dostça mesajlar veriliyor karşılıklı. Kendilerine güvenleri zaten yerinde adamların ve bize bol şans diliyorlar. Zaman zaman başta ilginç giysililer olmak üzere onlarla resimler çekiliyoruz.







   Fransız esnafı da bu yoğunluğu ganimet bilip yabancıları kazıklıyorlar. Akşam yemeği için balık, midye gibi deniz ürünlerini denemek istedik. Yolda restoranına müşteri kapmaya çalışanlar var bizdeki gibi. Birinin önündeki bir kadın bize bütün balıkların taze olduğunu söylüyor ve o restoranda oturup siparişimizi veriyoruz. Gelen balık harbiden dondurulmuş, garsonu çağırıp balıkların taze olduğunun söylendiğini ve bunların tazesiyle değiştirmesini istiyorum. Tabağı götüren garson biraz sonra geri geliyor ve taze balık olmadığını söylüyor. Ben de kendiniz yiyin diye geri gönderiyorum tabağı ve tatsız bir akşam yemeği oluyor bizim için.



   Ertesi gün kuzenim Akgün (Adem dayımın oğlu) geliyor Zürih'ten. Hep birlikte Nice'i dolaşıyoruz. Yine İspanyollarla karşılıklı takılmalar, Türk taraftarlar ile slogan atmalarla geçiyor günümüz. Bugün hava daha güzel ama denize girme hayaliyle de geldiğimiz Nice'te rüzgar ve dalgalar nedeniyle bu mümkün olmuyor.


    Maçın oynanacağı stadyum oldukça uzak bir yere yapılmış ve buraya otobüslerle gideceğiz. Maçtan üç saat önce Deniz tarafındaki Fan Zone önünden kalkan otobüslerle, İspanyollar ile birlikte karışık olarak gidiyoruz. Otobüs içinde yolculuk eğlenceli geçiyor. Bir yandan biz, sonra İspanyollar sloganlar atarak yolculuk yapıyoruz, herkesin keyfi yerinde. İspanyollar zaman zaman Arda Turan için slogan da atıyorlar. Yanımdaki bir İspanyol, cümleler içinde tek tük İngilizce, ama genellikle İspanyolca bana durmadan bir şeyler anlatıyor. Anladığım kadarıyla insanların birbiriyle sorunları olmadığını, sorunu yaratanların siyasetçiler olduğunu anlatıyor.



   Bizi bir yerde indiriyorlar bir de görüyoruz ki stad en az 2,5 - 3 km. mesafede. Bir yol ayrımında taraftarları ayırıyorlar ve farklı iki yoldan gönderiyorlar stada. Nedense Türkleri daha uzun mesafeli yoldan gönderiyorlar. Çünkü onlar için İspanyollar birinci, biz ise ikinci sınıfız AB'de.





   Maç başlangıcı öncesi bizim 12. adam adeta şov yapıyor ama Milli Takım buna karşılık veremeyince, kötü bir oyundan sonra 3-0 yenilip kös kös otele dönmek zorunda kalıyoruz.

    Yarın yolumuz Monaco'ya


                                                                                                          İYİ SEYAHATLER

Hiç yorum yok: