JAPONYA - GENEL

                                                                                                                                       HAZİRAN 2015

   2015 in Ocak ayında, Mayıs ayı içinde Japonya'ya eşimle birlikte gitme kararı verdik. Herhangi bir tur acentesinin planladığı turlardan keyif almıyorum. Gittiğiniz ülkede insanlardan izole bir şekilde geziyorsunuz, ünlü tarihi mekanlar, katedraller v.s. önünde rehberiniz size oranın hikayesini anlatıyor siz de dinliyorsunuz. Rehberiniz 10 dakika resim zamanı veriyor ve birkaç resim çekerek tur otobüsüne biniliyor ve yine başka bir mekana yine aynı durum orada da oluyor. Bu nedenle turlarla zorunlu haller ( Cruise gibi ) olmadığı takdirde yalnız, bir yakınım veya bir arkadaşımla birlikte gitmeyi seviyorum. Böylelikle gittiğim ülkelerdeki insanlarla bire bir iletişim içinde olup onların yaşam tarzlarını, kültürlerini daha iyi görme ve öğrenme fırsatı buluyorum. Onların yaşam biçimini, onlarla yaşayarak öğreniyorum.Yoksa benim için seyahat, belirli tarihi yerleri görmek gezmek, akşamda o ülkenin mutfağından veya o ülkedeki bir Türk'ün işlettiği bir lokantada yemek yemek değil.


      Tabii ki bilmediğim bir ülkeye rehbersiz gidince öncelikle iyi ders çalışmak gerekiyordu. Tokyo'da yaşayan Japon arkadaşım Takeshi Ohura'nın da yardımıyla 3 aylık bir çalışmanın sonunda kendimize güzel bir tur programı hazırladım. Öncelikle 15 gün kalma süremiz içinde gideceğimiz mekanları tesbit ettim, buna göre hangi şehirde kaç gün kalmamız gerektiğini, otel rezervasyonlarını, ulaşımın organizesini yaptım. Gitme planları olanlara tavsiyem (www.japan-quide.com )adresi. Bu adreste Japonya ile her türlü bilgiye ulaşabilirsiniz.



      Daha önceki yazımda, Japon kültüründen söz etmiştim. Şimdi de, oraya gitmeyi düşünenler için faydalı olacak bilgiler vermek istiyorum.

     Japonya Türk vatandaşlarına vize uygulamıyor. Bu nedenle pasaportunuzu cebinize koyup Japonya'nın yolunu tutabilirsiniz. Uçakta size verecekleri formu doldurarak, önce giriş kontrolünden daha sonra da gümrük kontrolünden geçiyorsunuz. Girişte iki elinizin işaret parmaklarınız izini bir cihaz ile alıyorlar. Gümrükten geçerken de pek valizlerinize bakmıyorlar, bizimkilere bakmadılar ama bu bakmayacakları anlamına gelmiyor.


     Japonya'ya uçak bileti bakarken en uygun fiyatta, Aeroflot Havayollarını bulup internet üzerinden oradan gidiş dönüş bileti aldım. THY 'nın yarı fiyatına gelen bir rakamdı bu. Gerçi önce İstanbul -Moskova oradan da Moskova - Narita (Tokyo) gibi bir yol takip ediliyor ama kaybedeceğiniz zamana karşın ekonomik ulaşım sağlıyorsunuz. Gitmeyi düşünenlere ilk tavsiyem uygun fiyat için iyi bir araştırma yapmalarıdır. Dönerken, bu firmanın uçağında gecikme olunca, aynı firma bizi THY ile direkt İstanbul'a gönderdi.

      Japonya'da şehirler arası ulaşım genellikle Shinkansen adı verilen hızlı tren, şehir içi ulaşım ise normal tren ve metrolarla gerçekleştiriliyor. Karayolu ulaşımı da var ancak biz genelde raylı sistemi kullandık ve bundan çok memnun olduk. Zaten Japonya aynen demir ağlarla örülmüş bir ülke. Ulaşımda raylı sistemi kullanacaksanız, sadece yabancılara uyguladıkları JR PASS sistemiyle, özellikle de şehirler arası yolculuk yapacaksanız mutlaka bu sistemi tercih etmenizi öneririm.




     JR PASS ile şehirler arası hızlı trenlerde ( Bazı trenler hariç), tren ile şehir içi ulaşımlarda ve Tokyo içinde Yamanote adı verilen ve genelde turistlerin uğrak yerlerini kapsayan trenlerde ve bazı otobüslerde ve Hiroşima'da Miyajima adasına giden feribotta kullanılabiliyor. Sadece bir defalığına ödediğiniz ( 1 hafta, 2 hafta, 3 haftalık ödemeli tercihleriniz olabiliyor) ücretle sınırsız seyahat hakkına kavuşuyorsunuz. Biz TokyoOsakaHiroşimaKyoto ve Nagoya şehirlerine gittik ve aldığımız 2 haftalık kartla, tek tek bilet almaya göre çok ekonomik bir seyahat gerçekleştirdik.





     Yalnız bu kart için Japonya'ya gitmeden internet üzerinden en geç bir hafta önce başvuru yapmalısınız, çünkü size kargo ile gönderecekleri bileti Japonya'da inişte müracaatta yanınızda olması gerekiyor. Kargo ile size ulaşması en az 3-4 gün alıyor. Ben bu konuyu daha önce bilmediğim için, bu bileti almayı son günlere bırakınca sıkıntı ile karşılaştım ve bileti Tokyo'da almak durumunda kaldım.

      Bu kart metrolarda geçmiyor ama onlar için de farklı seçenekler var, 3 günlük veya günlük kart gibi. 1500 yen' e aldığınız 3 günlük kart ile bu süre içinde sınırsız seyahat yapabiliyorsunuz. Metrolarda istasyonlarda otomatik bilet makineleri var ve üzerinde de metro haritası. O haritadan gideceğiniz durak ücretine bakıyor ve o kadar para atıp biletinizi alıyorsunuz. Ama para saymakla uğraşmak istemiyorsanız cebinizdeki tüm bozukları atabilirsiniz makine alması gereken parayı alıp gerisini iade ediyor. Biletinizi yolculuğunuz boyunca korumalısınız, çünkü çıkarken tekrar makineden geçirmeniz gerekiyor. Eğer aldığınız bilete ödediğiniz paradan fazla tutuyorsa, geçmeniz engelleniyor ve orada bulunan görevliye fark ödeyerek geçebiliyorsunuz. Görevliler çok yardımcı oluyorlar.


      Bunun yanında Suica ve Pasmo isimli kartları var, bu kartlardan alırsanız Tokyo'da hem metroda bilet almakta , hem de bazı alışveriş merkezlerinde ve lokantalarda kullanabiliyorsunuz. Ama 500 yen kart parası vermek durumunda kalıyorsunuz ve bunu geri alamıyorsunuz. Bozuk para ile uğraşmak istemiyorsanız bu kartları tercih etmekte fayda var ama doğrusu ben çok kullandım sayılmaz.



 

   Japonya'da hayat daha çok yer altında yaşanıyor. Caddelerde çok az sayıda insan görmenize karşın ki Tokyo'da 35.000.000 kişi yaşıyor , metro veya büyük merkezi istasyonlarda vızır vızır insan kaynıyor. Yer altında bir dünya yaratmışlar, alışveriş için mağazalar, restoranlar, hazır yiyecek marketleri var buralarda. İşten çıkan bir çok Japon ya orada karnını doyuruyor ya da hazır yiyeceği alıp evinde mikrodalga fırında ısıtıp yemeğini yiyor. O yüzden otellerde mutlaka mikrodalga fırın bulunuyor.


      Japonya'da araç trafiği soldan işliyor, dolayısıyla insan trafiği de aynı şekilde Tokyo'da. Ama diğer şehirlerde biraz karışık bir uygulama var. Bazı yerlerde insan trafiği sağa alınmış ve sizi şaşırtıyor o yüzden yerdeki işaretlere bakarak hareket etmeniz gerekiyor.







     Eğer sigara tiryakisi iseniz Japonya'da işiniz biraz zor. Sokaklarda sigara içmek yasak ve sadece büyükçe küllükler konulmuş belli noktalarda sigara içilebiliyor. Onları da bulmak için biraz uğraşmanız gerekiyor. Buna karşın bazı lokanta ve restoranlarda sigara içilmesi serbest ve bu tamamen işletmecinin tercihine kalmış.



    Şehir içinde ulaşımda bisiklet çok fazla kullanılıyor. Her yaştan insanı bisiklet kullanırken görebilirsiniz. Yaşlı insanların bisiklet kullanması oldukça dikkatimizi çekti. Bisikletler için genelde yaya yolları kullanılıyor ama hiçbir kaza görmedim bulunduğumuz süre içerisinde. Bisikletler parklarda kilitsiz bir durumda bırakılıyor ve kimsede bisikletinin çalınma endişesi yok. Ayrıca otomatik bisiklet parkları da mevcut, bunlar özellikle ekonominin önemli merkezlerinde görüntü kirliliğine sebep olmamaları için düşünülmüş gibi geldi bana çünkü bu bisiklet parkları sadece oralarda vardı.



   Buraya gelmeden önce sosyal medyada metroda biri Japonya'da, bir de Türkiye'de metroda çekilmiş iki resim görmüştüm. Bunlardan birisinde Japon gençler kitap okuyor, diğerinde Türk gençler de cep telefonu ile ilgileniyor. Ama gerçekte durumun böyle olmadığını yerinde gördük. Türk gençleri içinizi ferah tutun onların da sizden farkı yok..)))







     Japonlar genelde zayıf insanlar, çok az sayıda kilolu insan gördük. Görseniz acırsınız sanki adamlar açlıktan bu görünümdeler. Kendi kendimize şöyle düşündük, metrolarda o kadar çok yol yürünüyor ki ve de durmadan merdiven inip çıkılıyor dolayısıyla adamlar yağ tutmuyorlar.)))) Japon arkadaşlarımla buluşmamızda bu konuyu sordum kendilerine. Yediklerine bağlıyorlar,yemekler yağsız, tuzsuz ye genelde sebze ve deniz ürünü tüketiyorlar. Bir da soya... hem yağı hem sosları bir de yeşil çay. Kırmızı et tüketimi az ve diğerlerine göre daha pahalı. Bir de o kadar yol kat etmemize karşın küçük ve büyükbaş hayvan görmedik. Sanırım etler yurt dışından geliyor.


      Japonlar biraz çekingen insanlar ama sizden bir yaklaşım görürlerse hemen güler yüzle ellerinden gelenin fazlasını yapıyorlar. Bir şey sorarsanız bilmeseler bile hemen Google hazretlerine danışıp size cevap veriyorlar. Yardımcı olmak için yolunu değiştirip 1,5 km. bizimle yürüyerek, bizi adrese teslim eden ve sonra geri dönen yaşlı bir Japon'u örnek vermeliyim. Metroda elimizde valizlerimiz birkaç basamak merdiven inecekken, durumdan memnun olmayan eşimin elindeki valizi alıp yardım etmeye kalkan bir Japon kadın düşünün. Olağanüstü yardımsever insanlar ve yardımlarının sonunda bir de bizden önce onlar teşekkür ediyorlar ..bakarmısınız...!!!! Metroda veya bir yerde etrafınıza biraz aval aval bakınıyorsanız ...)))) hemen biri geliyor ve nasıl yardımcı olabileceğini soruyor. Havaalanında elinde danışma gönüllüsü tabelası taşıyan bir adam gördük, gideceğimiz yolu ona sorduk. Adam hem tarif etti hem de arkasından teşekkür etti, sadece gönüllü olarak yapıyor adam bunu...


     Japonların sakinliği çocuklarına da yansımış, orada bulunduğumuz dönemde sadece bir çocuğun ağladığını gördük. Çocukların hepsi pek sevimli.

     Japonya'nın her şehrinde musluklarda akan sular içilebilir nitelikte. Ayrıca banyo yaptığınızda vücudunuz kadife gibi oluyor.








     Japonya'da yola ve kaldırıma dörtlülerini yakarak park eden bir araç göremezsiniz. Araç sayısına göre otoparklar da yapılmış ve herkes araçlarını bu parklara bırakıyor. Sanki doğru dürüst araç yokmuş düşüncesine kapılıyor insan 35 milyonluk Tokyo'da. Araç trafiğinin en kalabalık olacağı mesai saatlerinde bile trafikte bir sıkışmaya şahit olmuyorsunuz. Yaya geçitlerine 5 mt. kala yola çizilmiş çizgiyi geçmeden duruyor araçlar. Hiç bir aracın yaya yolu üzerinde durduğuna şahit olmuyorsunuz.


     Sokakları süpüren kimse görmedik ve sokaklarda çöp tenekeleri de çok nadiren var ve küçük, buna rağmen sokaklar pırıl pırıl. Bilmiyorum belki gece temizlik yapıyor olabilirler diye düşünüyorum ama neyi temizleyecekler ki, zaten her yer her saatte pırıl pırıl. İnanın elimdeki yazar kasa fişini buruşturulmuş halinde bile sokağa atamadım, utandım... Ta ki bir çöp sepeti bulana kadar. Yaşayarak eğitim aldık bu 15 günde....

    ABD dahil en gelişmiş ülkelerde dahi, dilenciler, evsizlere şahit oldum, burada böyle bir duruma şahit olmadık. Yaşlı insanlara bile yapabilecekleri işler bulmuşlar, işsizi yok.



    Deprem bölgesi olması nedeniyle, eski yapılar genelde 2-3 katlı ve sokakları oldukça dar. Buna karşın çok katlı gökdelenleri yapılmış yeni imar alanlarında ve inşaatlar tamamen çelik olarak inşa ediliyor.









      Bir de önemli bir konu, Japonlar sokakta hiç bir şey yemiyor ve içmiyorlar ve bunun ayıp olduğunu düşünüyorlar. Oraya turist olarak gidenlerin buna da dikkat etmesi gerekiyor.



     Japonya özellikle Tokyo pahalı bir şehir. Ama uygun fiyatta yemek imkanı da var. Yemeklerine gelince; Japonya'nın genel bir mutfağı olduğu gibi, bölgesel yemekleri de var. Buradaki Japon arkadaşlarımın da önerisiyle, bunları tatma fırsatımız oldu. Bazıları damak zevkimize uyabilen, bazıları da oldukça uzak yemekler var. Birçok lokantanın vitrinlerinde bu yemekler sergileniyor ve önünüze aynı vitrindeki gibi, ne bir eksiği ne bir fazlası ile servis ediliyor.



    Bu yemeklerden biri Tempura; soya ve susam yağında una bulanarak kızartılmış sebze ve deniz ürünlerinden oluşuyor. Arkadaşım Yasutake'nin davetlisi olarak gittiğimiz bir otel restoranında bu yemeği keyifle yedik. O kızarmış yiyecekler altın sarısı bir renkte oluyor, kızartmada hiç mi kararmaz yiyecekler aynen öyle sapsarı kızartmanın başından sonuna kadar.



    Hiroşima'da Okonomiyaki ünlü bir yemek, uzun bir çelik masa diye tabir edebileceğimiz (Teppan) denilen tava üzerinde yapılıyor. Önce ince bir krep pişiriliyor üzerine bol miktarda kıyılmış lahana, yeni filizlenmiş soya, üzerine da talebinize göre, deniz ürünleri, et, domuz eti, peynir konuluyor, ters çevrilerek pişiriliyor. Üzerine de haşlanmış erişte koyuyorlar ve son olarak ta iki adet yumurta bu tava üzerine kırılıp pişmiş olan bu malzemeler üzerine konuluyor. bunlar birlikte pişerken üzerine kalınca bir soya sosu sürülüp servis ediliyor.



     Bir de sulu yemekleri var adı, Ramen. Altında genelde erişte bulunuyor ve üzerinde de çok farklı malzemeler bulunabiliyor, bunları yanınızda bir Japon olmadan öğrenmeniz pek mümkün değil. Biz Japon arkadaşlarımla yemekte bunu denedik oldukça lezzetliydi.







    Tebasaki adı verdikleri bizim bildiğimiz kanat kızartması da oldukça lezzetliydi.

   Soba adı verilen erişte de çok lezzetliydi.

    Deniz ürünlerinden fırında midyeyi de denemeden edemedik.







    Tabii ki bildiğiniz SUŞİ, biz pek sevmediğimiz için yemeyi de denemedik.Suşi de Japonya'da pek fazla rağbet gören bir yiyecek değil, pek suşi restoranına rastlamadık. Ama oğlumuzun talebi üzerine yosun, pirinç ve sos almayı ihmal etmedik.



   Ayrıca bir akşam kendin pişir kendin ye tarzında bir yere gittik orada da nefis dana eti mangal yaptık. Kapalı alanda olmasına karşın hiç duman tütmüyordu, yaptıkları sistemle duman içeriye çekilip tahliye ediliyordu.









   Daha birçok yemek çeşitleri var bunların adını bilmeden de olsa denedik, bir kısmı damak zevkimize uyarken bir kısmı uymadı.



    Japonların içkisi bira olmuş, birayı çok tüketiyorlar. Pek te az içtikleri söylenemez. Ünlü içkileri SAKE Japonlarca pek tutulmuyor ama biz tabii ki denedik.

    Sokaklarda içecek otomatları bulunuyor, buradan su, meyve suyu gibi ihtiyaçlarınızı karşılayabiliyorsunuz.




    Japonya'da her şehirde elektronik eşya dükkanları hatta büyük marketleri de var. Teknolojinin en son ürünlerini burada bulabilirsiniz. Kendinizi tutamazsanız oldukça fazla para harcama durumunuz söz konusu olabilir. Ancak 100 yen dükkanlar da var ve burada oldukça önemli miktardaki ürünleri sadece ( 2 TL) karşılığında alabilirsiniz.


   

     Klozetleri bir harika))))) Öyle bir klozet yapmışlar ki şaşarsınız. Oturunca vücut sıcaklığında, 3 çeşit istenilen basınca ve sıcaklığa  ayarlanabilen sprey yıkaması var. Kumanda kolundan bunları ayarlayabiliyorsunuz. Yapacağınız iş sadece kurulanmak. Belki ileride onu da yaparlar..)))) Hatta bazı yerlerde tuvaletin kapısını açarken açılan klozet de göreceksiniz şaşırmayın.





   Türkiye'de havaalanlarında fiyatlar 3-5 mislidir ama Tokyo havaalanındaki fiyatlar aynı şehirdeki gibi. Şehirden 5000 yen'e aldığımız aldığımız bir hatıra eşyası burada 2350 yen idi. Eğer hediyelik eşya düşünürseniz hiç şehirde boşuna vakit harcamayın bu konuda, uçak beklerken rahatça alışverişinizi yapabilirsiniz buradan. Yeme içme de aynı durumda fiyatları uçuk değil.

    Giderken acaba deprem yaşayacakmıyız diye düşünmüştüm. Dönüşte Tokyo Narita havaalanında check-in işlemi yaptırırken, bir anda güçlü bir korna sesi duyduk. O anda yanımızdaki Japon kız deprem olacak dedi ve her yer sallanmaya başladı. Ben hemen sırt çantamdan kameramı aldım ama ayarlayıncaya kadar deprem durdu ve ancak biraz çekim yapabildim. Orada bulunan yabancılar tedirgin olurken, Japonlar umursamazcasına işlerine devam ediyorlardı. Adamların sistemi depremden 7-8 saniye kadar önce uyarı yapıyor.

    Japonya'yı anlatmak bu sayfanın sınırlarını çok aşar. Burada bir özetleme yaptım sadece ve genel bilgiler vermek istedim. Japonya ile ilgili soracağı olan ve daha fazla bilgilenmek isteyenler, aşağıdaki yorumlardan yazarak bana ulaşabilir, bildiğimiz bir konuysa katkıda bulunmaya çalışırım.

    Bundan sonra sırasıyla, Tokyo, Osaka, Hiroşima, Kyoto ve Nagoya şehirlerini yazacağım. İyi okumalar.....

   Tokyo- 1 yazımı okumak için tıklayınız....


                                                    JAPONYA'YA İYİ SEYAHATLER

Hiç yorum yok: