TANZANYA SAFARİ 2. BÖLÜM


    14.11.2015…..TARANGİRE….

     Sabah kahvaltıdan sonra Safari firmasından 4*4 Toyota ile gelip beni otelden alıyorlar. İki ayrı adresten bir İspanyol kız ile babası ve bir Hollandalı çifti de değişik adreslerden alıp Tarangire’ye doğru yola çıkıyoruz. Şehirden çıkmadan, büyük bir markette duruyoruz içecek ve meyva vs. alıyoruz,  herkese günde 1.5 lt. su var şirketten..))))

     Safarimiz 5 gün sürecek sırasıyla Tarangire, SerengetiNgorongoro ve Lake Manyara ulusal parklarına gideceğiz. Safarinin bitiminde Zanzibar Adası'nın beyaz kumsallarında safari yorgunluğunu atacağım.


    Resimde safari aracımız, şoför ve rehberimiz Amani ve Hollandalı kız ile.





       Yol üzerinde bulunan yerleşimlerden geçerken aynı yoksulluğu görmek mümkün. Çok nadiren "bakımlı" birini görebiliyorsunuz, resimdeki gibi.









     Yollar asfalt ve güzel. Yollarda çok sayıda çoban ve sürülere rastlıyoruz. Kurak bir mevsim olmasından dolayı büyük baş hayvanlar çok cılız ama küçük başlar pek öyle değil. Kuzeye doğru ilerledikçe otlar yeşermeye başlıyor ve hayvanlar da daha besili hale geliyor.


     Tarangire Milli Parkı girişinde şoförümüz giriş işlemlerini hallediyor. Tarangire Fillerin mekanı. Burada çok fil görmeyi umut diyoruz. Milli parka girişle birlikte asfalt yolların yerini toprak yollar alıyor. Sarsıla sarsıla ilerlerken, şoföre; “Bu doğal masaj mı? “diye soruyorum, o da gülerek ” Bunun adı Afrika masajı “ diyor. Daha fazlasını Serengeti’de yaşayacakmışız, epey taş düşüreceğiz böbreklerimizden.))





     Kapıda giriş için beklerken, okullarından hayvanları tanımaları için getirilen Tanzanyalı öğrenciler ile yine aileleri tarafından safariye getirilmiş beyaz çocukları da gördüm. Büyüklerin bir cesaret edemediği safaride bu çocukları görmek ilginç geldi bana. Ailelerine bravo diyorum sadece.





      Giriş kapısında ve gezdiğimiz diğer yerlerde de bu heybetli ağaçtan çok sayıda gördük. Rehberimiz birkaç bin yıllık olduğunu söyledi bu ağaçların.








    Ve safari başlıyor.... Bir anda tek boynuzu kırılmış bir impala görüyor ve heyecanla kameralarımıza yapışıyoruz, ne de olsa ilk heyecan. Biraz daha ilerleyince uzakta Zebra ve Öküzbaşlı Antiloplar'ı ve İmpala'ları görüyoruz. Uzaktan onları yakalamaya çalışıyoruz. Daha ilerleyince bir Fil sürüsü var yine uzakta.



    İlerledikçe  Fillerle, Zebralarla, Öküzbaşlı Antiloplarla neredeyse akraba olacağız, aracımızın yakınına kadar geliyorlar. Filler yoldaki çamur birikintilerini hortumlarıyla üzerlerine fışkırtıp serinlemeye çalışıyorlar.


    Hava çok sıcak olmaya başladı. Zebralar ve Antiloplar bize umursamazca bakıyorlar. Artık vahşi yaşama alışmaya başladık galiba, her şey doğal gelmeye başladı. Demek ki onlar da insana ve araçlara alışmışlar. Ama hiçbir araç yoldan bir hayvan geçerken yola devam etmiyor, onlara kendi yaşam alanlarında rahatsız edecek bir davranışta bulunmuyor.





     Tarangire'de hayvanlar öncelikli, insanlar ikincil ve zaten biz onların evinde misafiriz.












     Öğle arası bir piknik alanında mola veriyoruz ve hazırlanmış olan kumanyalarımızı yemeğe başlıyoruz. Kumanyada, bir parça kızarmış tavuk, ekmek, meyve suyu, kek, yumurta var, pek fena olmayan bir kumanya bu.






     Etrafımızda çok sayıda öğrenci de var, okulları tarafından safariye getirilen, bize ilgiyle bakıyorlar. Onlarla selamlaşıp fotoğraflarını çekiyorum, mutlu görünüyorlar.




     Piknik alanında bulunan maymunlar insanlara çok alışkın, bazen insanların yiyeceklerini ellerinden kapıyorlar.










     Burada ilk günde Tanzanya dili Swahili’yi sökmeye başladım..))) , Hakuna Matata ( Herşey yolunda ), Pole Pole ( Yavaş Yavaş ), Jambo (Merhaba ), Mambo( Nasılsın ), Sitaki ( İstemiyorum ).


      Tekrar yola koyuluyoruz, sarsıla sarsıla ilerlerken, ileride 4*4 ler durmuş ve içindekiler heyecanlı görünüyor. Yanlarına geliyoruz, aşağıda bir dere ve içinde bir Aslan yavaş yavaş ilerideki İmpala’ya doğru ilerliyor. Herkes pür dikkat ben de olayı kamerama kaydediyorum. Belki ileride bir belgesel TV yayınında görürsünüz)))))) Bu arada İmpala Aslanı fark edip derenin karşı tarafına çıkıp gözden kayboluyor. Aslan da yavaş adımlarla bir ağaç gölgesine gidip uzanıyor. Biz de yola devam ediyoruz.





      Yolda bol miktarda İmpala, Öküz başlı antilop, Zebra, Yabani domuzKartal ve Fil görerek safariye devam ediyoruz.











     Gece kalacağımız Panoroma kampa geliyoruz. Daha önce buraya seyahat edenlerin yazılarında okuduğumdan daha iyi bir kamp burası. Çadırda değil, betondan yapılmış çadır şeklindeki yerlerde kalacağız. Odada iki yatak var ve yataklar taştan yapılmış sedirler üzerine konulmuş. Türkiye’den gelirken uyku tulumu getirmiştim, yatakta onun içinde uyuyacağım.




      Burada mutfak yemekhane ve kafe var, yemeğimizi orada yiyeceğiz. Aşçımız Bob bize akşam yemeği hazırlamış. Burada tertemiz tuvaletler ve banyo mevcut. Önce bir banyo yaparak günün toz toprağından kurtulup odada dinlenirken bu yazıyı yazmaya devam ediyorum. Şimdi sırada akşam yemeği molası var.







     Akşam yemeğimizde sebze çorbası, pilav, etli türlü, mayonezli salata ve meyve var. Hepsi birbirinden lezzetli, aşçımızın eline sağlık. Geceye Afrika müziği ve dansları eşliğinde devam ederken, ben odama gidip sizin için bu satırları anında yazmaya devam ediyorum.Resimde aşçımız Bob.












     Burada çektiğim video kayıtlarından oluşturduğum film ;




     Yarın yolumuz safarimizin en önemli alanı Serengeti’ye…….

      Not:

      1- Tabii ki çektiğim resimler bu kadar değil ama önemli gördüklerimi sadece burada paylaşabiliyorum.
      2- Yazıların bitiminde buralara seyahat edecekler için faydalı olacak bilgileri de paylaşacağım.
      3- Soracağınız sorularınız olursa, yorum kısmından sorabilirsiniz

               Tanzanya seyahatimizin 3. bölümü için tıklayınız..

Hiç yorum yok: