KOSOVA - PRİZREN

                                                                                                                MUHTELİF TARİHLERDE           

      "ATA TOPRAKLARINDA " başlıklı yazımızda, Kosova hakkında genel bir değerlendirme yapmıştım. Şimdi sırasıyla Kosova'nın önemli merkezlerini anlatmaya ve tanıtmaya başlayalım. Öncelikle, orada yaşayan akrabalarımızın olması nedeniyle Prizren'den başlamak istiyorum.

    ATA TOPRAKLARINDA yazımı okumak için tıklayınız...

         
       Prizren, camileri, hamamları, tekkeleri, eski çarşısı, içinden geçen nehrin üzerine yapılmış taş köprüsüyle, tipik bir Osmanlı kenti. Bilindiği gibi, Kosova 1. Murat tarafından fethedilmiş. Tarihsel gelişimi için Bknz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Prizren. Ben size buradaki yaşadıklarımı, gördüklerimi anlatmak istiyorum.

    Çok uzun yıllar Osmanlının yönetiminde kalması nedeniyle olsa gerek orada hala o hava hakim. Burada Osmanlı izlerini çokça görebiliyorsunuz ve en önemlisi, kiminle Türkçe konuşsanız hemen herkes, Türkçe cevap veriyor.


     Prizren'in merkezi Şadırvan Meydanı. Burada sürekli suyu akan bir şadırvan, bir meydan ve meydanı çevreleyen kafeteryalardan oluşuyor. Kentin gençleri ve dışarıdan gelen turistler burada dinlenip eğleniyorlar.





           

     Şadırvandan taş köprüye ilerlerken solda Sinan Paşa Camisini görürsünüz. Bu cami bir süre restorasyon gördü, şimdi daha bakımlı oldu. Yaz kış içinden su akan nehrin üzerindeki kemerli taş köprü de Prizren'in sembolü niteliğinde.















   Prizren'de yaşayan akraba çocukları ile muhtelif resimler;





     Taş köprüyü geçtiğinizde camisi olmayan sadece bir minare göreceksiniz. Karşısında da yine Osmanlı izlerinden biri, Gazi Mehmet Paşa Hamamı bulunuyor.

      İlerlediğinizde eski çarşıya giriyorsunuz, burada çeşitli ürün satan dükkanlar var. En ilginci geleneksel kına gece ve düğün kıyafetleri satan dükkanlar. Size yöresel  bir kına gecesi ve düğünü de "KOSOVA - BİR DÜĞÜN" yazımda anlatmıştım.

      KOSOVA - BİR DÜĞÜN yazımı okumak için tıklayınız.....


     Prizren Kalesine çıkıp, Prizren'i kuş bakışı görebilirsiniz. Ancak dik bir çıkışı olduğu için biraz zorlu. Bu kale orta çağdan kalma bir kale ancak, Osmanlı döneminde de kullanılmış ve çeşitli eklemeler yapılmış.


     Prizren Çarşısının dar sokakları arasında bir Melami Tekkesi bulunuyor. Tekkeye girip fotoğraf çekiyoruz bu sırada şeyhin oturduğu yere oturup fotoğraf çekilmek istiyorum ama görevli buna izin vermiyor. Arnavutluk'ta ve Kosova'da Melamilik eski dönemlerden beri çok yaygın.




    


   Yine şadırvana yakın mesafede Saint George Kilisesi. Bu kilise 16. yüzyılda yapılmış, iç savaş sırasında yakılmış ancak 2010 yılında tekrar restore edilmiş olanbir kilise.










     Osmanlı'nın 1455 te Prizren'e girmelerini takiben yaptırılan ve ilk Osmanlı mimari örneği olan, Namazgah'ta görülmesi gereken yerlerden.

     Namazgahın hemen karşısında bulunan otobüs terminalinden , Kosova'nın her şehrine ucuz bir şekilde ulaşmak mümkün. Ayrıca, Tiran ve Üsküp gibi komşu ülkelerin kentlerine de bu terminalden ulaşabilirsiniz.

      Kosova'da gezerken çok dikkat çeken şeylerden birisi, Amerika hayranlığı.  Her tarafta Amerikan bayrağını bolca görebilirsiniz.

     Kosova, fakir bir ülke ve işsizlik diz boyu. Doğru dürüst bir fabrikası yok, insanlar kısmen esnaflıktan, kısmen topraktan, kısmen de yeni yeni başlayan inşa sürecinde, inşaat işlerinden geçimlerini sağlıyorlar. Kosova vatandaşları yurtdışında çoğunlukla da Almanya'da çalışıyor ailelerinin geçimlerini sağlıyor ve Kosova'ya yatırım yapıyorlar.  Almanya da buraya bazı yatırımlar yapıyor ve Kosovalılara iş imkanı sağlanıyor.

    ( Not: Bu yazıyı yazmamın üzerinden oldukça büyük bir zaman dilimi geçti. En son gittiğim Nisan 2017 de Kosova'nın giderek geliştiğini gözlemlerim ve bu da beni oldukça mutlu etti.)


 Şehirlerarası yolda ilerlerken Kosova'nın, Avrupa'nın araç çöplüğüne de döndüğüne şahit olacaksınız. Avrupalı bu hurdalarını kendi memleketinde koyacak yer bulamayınca, Kosova onların çöplüğü haline gelmiş.
     

       NE YENİR?  NE İÇİLİR?

        Genelde Kosova'nın köfteleri meşhur yiyecek olarak, kapısında "Qebaptore" yazan köftecilere girdiğinizde size kaç tane köfte istiyorsunuz diye soruyorlar, bizdeki porsiyon usulü orada yok. İstediğiniz kadar sipariş edip, o lezzetli köftenin tadına varıyorsunuz. Tabii ki sadece köfte değil, lezzetli etlerden yapılan ızgaralar da bir harika. Her türlü yiyeceği bulabileceğiniz, içinize sinerek yiyebileceğiniz bir yer Kosova. Yurtdışına yaptığım gezilerde beni en çok düşündüren yemek olmuştur hep. Bir yere oturuyorsunuz, önünüze bir menü getiriyorlar, bakıyorsunuz içinde bilmem ne sosu var. Bu sos acımıdır, tatlımıdır, ekşimidir eğer bilmiyorsanız alın size sürpriz bir yemek. Ama burada öyle bir sıkıntı kesinlikle yok.

 
      Kosova'ya gidipte böreğinin tadına bakmadan dönmenizi kesinlikle tavsiye etmem. Kıymalısı, peynirlisi, patateslisi var ama ben en çok kıymalı olanını beğendim. Herkesin farklı tercihleri tabii ki olabilir. Üstelik Kosova'daki herşeyde olduğu gibi, yiyecekler de çok ucuz. Her ülkede böyle ucuz, zamanlar oluyor, ama bir süre sonra gelişimleriyle bağlı olarak fiyatlar çok artıyor. En güzel örnek eski doğu bloku ülkeleri, değişim süreci başlangıcında fiyatlar çok ucuzdu ama şimdi Avrupayı geçti. Eğer Kosova'ya gitme planınız varsa elinizi çabuk tutun, çünkü Kosova hızlı bir gelişim içinde.



 


      Bu lezzetli yiyeceklerden sonra bir kafede Machiato kahvesi ve Trileçe'nin tadını mutlaka denemelisiniz. Ben Trileçenin adını baya zor öğrendim, akraba çocuklarına "Ya sizin burada bir tatlı varmış adı kraliçemiymiş neymiş" değimde bana çok gülmüşlerdi. İşte o Trileçe ve Machiato olmazsa olmaz ikili. Trileçe, çok hafif, sütlü bir tatlı ve  üç kattan oluşuyor ve adını da buradan alıyor . En altta bisküvi, ortada beyaz bir muhallebi üstte karamelden oluşuyor. Sinan Paşa Camisi karşısında bulunan kafede, bu kahve ile trileçenin tadına bakmayı tavsiye ederim.






   Eğer memleket hasreti deyip de canınız Türk çayı içmek isterse, Sinan Paşa Camisinin yanındaki hafif rampa yola dönünce sağda küçük bir kahve var sahibi adı Sabri. Orada çaylarını fiyatı içtiğiniz bardak sayısına göre, içtikçe ucuzluyor, böyle bir ilginç uygulaması var Sabri'nin.





   Vefatından iki yıl önce de annemi köklerinin yaşadığı Kosova'ya götürmüştüm. Hayatında ilk kez Kosova'da bulunmuş ve çok mutlu olmuştu.
   







     



   Kosova Türklere vize uygulamıyor ama havaalanında veya sınırda, her yerde olduğu gibi gıcık ve işgüzar bir görevliye denk gelirseniz şecerenizi dahi sorabilir.


       PRISHTINA yazımı okumak için tıklayınız....


                                                                                             İYİ SEYAHATLER

Hiç yorum yok: