ARNAVUTLUK - TİRAN

                                                                                                                                  TEMMUZ 2014

          Temmuz -2012 de Kosova'da  dedemin  köyüne ( Kashtanyeva)  gitmek için yola çıkıyorum. Kosova'ya daha önce bir kaç defa gitmiştim ancak bu dağ köyünün varlığını dahi bilmiyordum.  Orada bulunduğum bir dönemde tanıştığım Mehdi Sejdiu ismindeki, güzel bir İngilizce konuşan arkadaşım, bu köyün var olduğunu söyleyince çok heyecanlanmıştım . Son gün köye gitmeyi denemiş ama geç kalışımız ve aracımızın mevcut yollara uygun olmaması nedeniyle, köye ulaşamamıştık. Bununla ilgili anılarımı KOSOVA bölümünde daha sonra yazacağım. 



        Arnavut bir anne ve babanın çocuğu olmama rağmen, Arnavutça dilini bilmiyorum. Babam Kosova'da dünyaya gelmiş, 1925 yılında Türkiye'ye göç ettiklerinde  daha  3 yaşındaymış. Annem de Manisa'da dünyaya gelen bir Arnavut kızı. Bizim çocukluğumuzda kendi aralarında Arnavutça konuşurlardı ama bize ne yazık ki öğretmediler. Bu nedenle bir tercümana ihtiyacım oldu hep Kosova ziyaretlerimde. Bu yüzden hep bir tercüman gerekti bana. Bana tercümanlık yapan Mehdi Sejdiu Ferizaj'de yaşıyor.  





         Prizren'in, Korisha  Köyü babaannemin köyüdür. Burada çok uzun yıllar sonra tanıştığımız akrabalarımız yaşıyor. Onlarla daha birkaç yıl önce tanışmıştım, yine dil problemini iki küçük kız çocuğunun İngilizce bilmeleri nedeniyle aşabilmiştik.  Onların adı, Marigona ve Besiyona idi. 










          Kosova'ya gelirken önce bir araç kiralayıp Arnavutluk'a gitmeyi planlamıştım ama sınır geçişlerinde sorun olabileceğini söyledikleri için bundan vazgeçiyorum.  Prizren'den Tiran'a giden bir otobüse binerek yola çıkıyorum. Prizren'den, Tiran'a doğru yeni bir otoyol yapılmış. Daha önce 23-25 saat sürüyormuş Prizren ile Tiran arası. Yolda ilerlerken eski yolu da zaman zaman gördüm, gerçekten kıvrıla kıvrıla o dağ silsilesini aşmaya çalışan bir yol burası. 





   Şimdi otoyol ile sadece 3 saatte varılıyor Tiran'a. Ama otoyol bile gerçekten görülmeye değer, o sarp dağlar traşlanarak yol açılmış. Gerçekten zor ve pahalı bir iş. Otoyolu yapan firma  Türk firması, finansman ise Amerika Birleşik devletlerinden .







              Arnavutluk'a gezi yapmayı düşünürken ciddi bir araştırma yapmamıştım. Mehdi, Tiran, Kruje, Berat ve Vlora'ya mutlaka gitmemi söyledi. Onun dediklerine uyarak o yerlere gittim, iyi ki de öyle yapmışım.

                                                      

        TİRAN
   
       

        Prizren'den 3 saatlik yolculuğun sonunda Tiran'a varıyoruz, biletimi gidiş dönüş almıştım, şöför dönüş saatinde bizi bıraktığı yerden alacağını söyledi. Bu sefer her gün var ve istediğiniz bir gün geriye dönüş yapabiliyorsunuz.  Otobüs ve minibüslerle ulaşım oldukça ucuz Kosova ve Arnavutluk'ta.

        Daha önce bir rezervasyon yaptırmadığım için şehrin merkezindeki bir otele gittim  ve otele yerleştim. Arnavutluk'ta tek kişilik bir otel odası 20-30 Euro civarında.







           Tiran'ın oldukça büyük bir meydanı var, adı  Skanderbeg ( İskender Bey)meydanı. Burada Arnavutluk'un, Osmanlıya karşı mücadele vermiş olan, milli kahramanı Skanderbeg'in at üzerinde bir heykeli var meydanın tam ortasında. Sağ tarafında Ethem bey camii ve saat kulesi , karşısında ise Tarih müzesi.  Müze civarında da kafe ve restaurantlar bulunuyor.  Restaurantlarında değişik yemekler bulmak mümkün. Kafelerde de fast food bulunuyor.




          Öncelikle tarih müzesini ziyaret ettim. Burada Arnavutluk'un tarihi süreci anlatılıyor. Osmanlıların hakimiyetine geçişi, Krallık ilanı daha sonra ise Cumhuriyet kurulması. Bunlar anlatılırken, sosyalist döneme ilişkin hiç bir iz, emare yoktu müzede. Enver Hoca'dan hiç bahsedilmiyor. Üstelik müzenin girişinin üzerindeki resim, sosyalist devrimi canlandıran bir görüntü. Ben bunu gençliğimde "Halkın Kurtuluşu "gazetesinin köşesinden hatırlıyorum. 






       Daha sonra ayrıca bir Enver Hoca müzesinin olduğunu öğreniyorum ama iş işten geçmiş ve vakit kalmamıştı.




            Arnavutluk'taki insanlar Enver Hoca'yı sevmiyorlar. Daha sonra anlatacağım Kruje'ye gittiğimde oradan üzerinde Enver Hoca'nın resmi olan bir fincanı almak istediğimde, "Neden alıyorsun "diye sordular. Ben de Enver Hoca'yı severim dedim. Bir adamı gösterdiler "Burada sadece onu seven tek kişi bu" dediler. Adamı çağırdılar ve benimle tanıştırdılar. 









   


    
Ziyaret edilebilecek mekanlar, genellikle Skanderbeg meydanı civarında bulunuyor ve hepsi yürüme mesafesinde. Bunlar Skanderbeg kalesi, meydanı ve heykeli, Ethem Bey camii, Saat kulesi, Tarih müzesi, bazı kiliseler ve birkaç müze. Çok sıkışık bir trafiği var, tam bir curcuna. 










     Tiran, Avrupa'da Bektaşiliğin de merkezi durumunda. Balkanlarda seyahat ederseniz bu bölgede Bektaşiliğin etkisini gözlemleyebilirsiniz. Resimde Bektaşilik merkezi.







    Tiran Osman'lı döneminde kurulmuş ve kurulduğunda küçük bir köy olan bu kent , 1912 Balkan savaşları sırasında Osmanlının elinden çıkınca başkent olmuş ve halen devam ediyor. 





       Küçücük Yunan adalarında çok sayıda kiralık araç firması varken burada sadece birkaç tane mevcut. Zar zor bir araç bulabildim ertesi gün için, görevliyle anlaştık sabah 09.00 da gelip arabayı alacağım. Saatinde gittim, adam kem küm etti, bana kiraladıkları aracı başkasına vermişler ve başka araç yokmuş. Çok kızmama ve söylenmeme rağmen, çaresiz otele döndüm. Otel görevlilerine Berat'a gitmek istediğimi nasıl ulaşabileceğimi sordum. Bir taksiye binip terminale gitmemi oradan Berat otobüsüne binerek ulaşabileceğimi söylediler. Oysa Tiran'a kadar gelmişken Kruje'yi de görmek istiyordum.

     

     Bir taksi tutup terminale gitmesini istedim. Arnavutlukta İngilizce bilen insan da çok az. Adriyatik kıyılarında İtalyanca bilen Arnavutlar var. Şansıma taksi şöförü biraz İngilizce biliyordu. Terminale ilerlerken " Kruje'ya kaça gidersin "diye sordum, 50 Euro dedi. Sonunda  20 Euro ya anlaştık. Yönümüzü değiştirip Kruje' yoluna koyulduk.

                                                                         DİKKAT


                      1- Arnavutluk Türk'lere vize uygulamıyor.


                      2- Arnavutluk'ta tatil yapmak , diğer Adriyatik ülkelerine göre daha ucuz.


                      3- Dil sorunu ile karşılaşabilirsiniz.


                      4- Yolları kötü ve buna rağmen Arnavutlar çok hızlı araç kullanıyorlar. Kiralık araç düşünürseniz, bir daha düşünün.


                       

                   Ayrıca , bu gezimin amatör kameramla yaptığım çekimin kısa filmini de aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.
                                             http://www.youtube.com/watch?v=tZMGUeMP-Kk



                                                   






Hiç yorum yok: