JAPONYA - TOKYO 2

                                                                                                                                      HAZİRAN 2015
      Tokyo ile ilgili yazıma 2. bölüm olarak devam ediyorum...


      TOKYO SKYTREE;




  
       Tokyo Skytree neredeyse Tokyo’nun simgesi haline gelmiş olan bir TV yayın kulesi. 634 m. yüksekliği ile dünyanın 2. en yüksek yapısı durumunda. Alt bölümlerinde büyük bir alışveriş merkezi ve akvaryum bulunuyor. 350. ve 450. metrelere çıkma olanağı var. Buralara çıkmak ücrete tabii ve öncelikle sıra numarası alınması gerekiyor. Sıra numarası aldığımızda, 2 saat 30 dak. sonrasına bilet alma şansımız vardı. Zaman kazanmak amacıyla sadece yabancı turistlere verilen ve ekstra bir ödemeyi de gerektiren biletten satın alarak, asansörle 55 saniyede, 350. metreye çıktık.











       Manzara harika ve doyumsuz. Tokyo’yu adeta kuş bakışı izliyorsunuz. Burası da 3 kattan oluşuyor, her kattan 360 derece Tokyo’yu seyretme  olanağını buluyorsunuz. 450. metreye çıkmadık, başımız daha fazla dönmesin diye..)) Doğrusu her yükseklik, ekstra bir ödeme anlamına geliyor burada. Sizi bu muhteşem manzaralarla baş başa bırakayım.




          KABUKİZA TİYATROSU;


      Geleneksel Japon tiyatrosu olan Kabuki oldukça popüler burada. Sezonunu yakalarsanız gidebilirsiniz, biz de son gününde yakalayabildik. Arkadaşım Takeshi Ohura biz daha Türkiye’de iken burası için bize bilet aldı. Yabancılara oyunu takip etmek için İngilizce tablet veriyorlar, hem oyunu takip etmek hem de yazıları okumak oldukça güç. Bu nedenle tablet almadık ama oyundan da pek bir şey anlamadık doğrusu. İlk 2 bölümünü uyuklayarak geçirdik..)) 3. Bölümü daha hareketli ve Japon dövüş sanatı örneklerini taşıyordu. Arada Nurşen’le bakıştık, kaçalım mı? dedim o da dünden razıymış kalkıp gittik. Zaten Nagoya’dan dönüşümüze denk gelmişti ve ucu ucuna yetişebilmiştik ve oldukça da yorgunduk.



     Tiyatroya gelen kadınlar ya geleneksel giysileri ya da şık kıyafetler giyiyorlardı. Erkekler ise genelde takım elbiseli ve kravatlıydılar. Biz ise yoldan geldiğimiz için üzerimizdekileri değiştirmeye bile fırsat bulamamıştık, bu nedenle Japonların baya ilgisini çektik..)))





     KAMAKURA;


      Kamakura küçük olmakla beraber, ormanlar içerisinde çok sayıda tapınağı, özellikle de bronzdan yapılmış dev Buda heykeli ile turistlerin önemli bir uğrak yeri. Ayrıca yaz aylarında da denizi ve plajlarıyla önemli bir tatil beldesi burası.


       Kamakura Büyük Buda (Kamakura Daibutsu) Kotokuin Tapınağında bulunuyor. Amida Buda, bir bronz heykel ve  13.35 metre yüksekliği ile, Nara Todaiji Temple heykelinden sonraki en büyük buda heykeli Japonya'da .


    Trenden inip hafif meyilli bir yoldan ilerleyerek varılıyor bu Buda heykeline. Yol üzerinde bir dönerci önünde dalgalanan Türk bayrağını görünce şaşırdık. İşletmecisiyle konuşmak istedik ama adam Türkçe bilmeyen bir Tunusluydu. Karısının Osmanlı olduğunu söyledi ama o da Türkçe bilmiyordu. Öğle yemeğimizi de burada hallettik. Sanırım burasını bir Türk'ten devralmış.




     ODAİBA; 




      Odaiba'ya giderken Shinagawa istasyonunda inip, oğlumun İstanbul'da çalıştığı firma olan olan Sony'nin merkez ofisine gittik. Oğlum Deniz'in firmanın CEO'suna gönderdiği selamı iletmeyi istedik ama CEO yurt dışında bulunduğu için kendisine ulaşamadık, selamı görevlilere bıraktık..)))




     Odaiba adası Tokyo körfezinde 1850′lerde savunma amaçlı inşa edilmiş, daha sonraları yerleşim yerleri ve eğlence alanlarıyla dolmuş yapay bir ada. Etraftaki görkemli ve modern binalar da ilgi çekiyor. Bize göre Tokyo’nun gezilip görülmesi gereken en önemli yerlerinden biri. Burası için kesin bir gününüzü ayırmanız gerekiyor. Biz iki kez gelmek durumunda kaldık çünkü ilk gelişimizde hava yağmurluydu ve yeterince gezememiştik.




     Buraya Shimbashi  tren istasyonundan, Yurikamome adlı yükseltilmiş trenle geliyorsunuz. Ayaklar üzerinde bir köprü yapılarak bu ulaşım sağlanmış. Bu treni kullanan kimse yok en öne oturursanız kendiniz kullanıyor hissine kapılıyorsunuz.







     İstasyonda inerek deniz kenarına doğru yürürken birden Liberty Statue ( Özgürlük Heykeli ) ile karşılaşınca kendinizi New York’a gelmiş sanıyorsunuz ve arka planda o harika köprü. Parkların ve ağaçlar ve ardından bir kumsal iniyorsunuz. Burada denize girmek yasak, fakat oyun oynamak, piknik yapmak ve güneşlenmek serbest. Denizde de geleneksel veya modern tekneleriyle tur yapma olanağınız da bulunuyor. Burada bir çok Japon ailesinin çocuklarıyla beraber piknik yaptığına ve eğlence yerlerinde günlerini geçirdiklerini gördük.



      Aquacity ve güvertesinde alışveriş ve eğlence merkezleri bulunuyor. Burada restoranlar, Joypolis, Legoland ve Trick Sanat Müzesi gibi değişik eğlence mekanları bulabiliyorsunuz. Buradaki Fuji TV binası mimarisi de oldukça ilginç.










      Diver City önündeki dev robot Gundam heykeli de ayrı bir güzellik vermiş buraya.








     Tokyo’da yapamadıklarımın en önemlisi buradaki Miraikan Müzesini gezemeyişim oldu. Japonların bilimdeki gelişmelerini takip etmeyi çok istiyordum ve bu  benim için en büyük eksiklik oldu. 

     Tokyo'da planlamama rağmen zamanımızın elvermemesi nedeniyle, gerçekleştiremediğimiz diğer görülmesi gereken yerler, Ghibili Müzesi, Tusikiji Balık Marketi, Tokyo Tower. Elbette bunlar dışında da gezilmesi gereken önemli yerler de var Tokyo'da ama benim için öne çıkanlar bunlar oldu.

     VE 30 YIL SONRA JAPON ARKADAŞIMLA BULUŞMA;


     1985 Yılında Manisa Vestel'in ilk kuruluş döneminde, üretim bantları firması Hirata'nın elemanı olan Haruhiko Yasutake ile birlikte çalışmıştık. Onun Japonya'ya dönmesinden sonra bir süre iletişimimiz sürmüş ama, daha sonra kopmuştu. Japonya programın gündeme gelince, yıllar önce bana gönderdiği kartı taratıp, ABD'den dil kursu arkadaşım Takeshi Ohura'ya gönderdim. O da büyük bir sorumlulukla uğraşıp Yasutake'ye ulaştı ve tekrar iletişime geçmemizi sağladı.


    Yasutake aslında Tokyo'ya çok uzak (1000 km. aşkın ) Kumamoto şehrinde yaşıyor. Kendisiyle yazışıp Tokyo'da buluşmaya karar verdik. Geçen 30 yıla ve kopan iletişimimize ve kısa süre birlikte çalışmış olmamıza karşın, o kadar yolu benimle görüşmek için, eşi ve ortanca kızı Yuki ile geldi. Japonlar'da başka ülkelerde kolay kolay göremeyeceğiniz işte böyle bir insani duygu var.
    


    Yasutake'nin kızı Yuki Tokyo'da bir otelde çalışıyor, çalıştığı otelde bize akşam yemeği için özel bir ortam hazırlatmış, bizi buraya davet ettiler.

     Bize özel şeflerin hazırladığı tempura ve bira eşliğinde yemeğimizi yedik.  O gece Takeshi ile de bir arada olduk, eski günlerimizi yad edip çok keyifli bir gece geçirdik. 





    Her şeyin bir sonu olduğu gibi, bu buluşmanın da sonu olacaktı elbet. Kendilerini Türkiye'ye davet ettim, umarım ikinci buluşmamız Türkiye'de gerçekleşecek.

   Aslında Tokyo ile ilgili yazacak ve anlatacak çok şey var ama yazının uzun olmaması için kısaltarak yazdım. Artık bundan sonrası, Tokyo gezisinde size kalmış...

   Sorularınız olursa yorumlar bölümünden bana ulaşarak sorabilirsiniz. Elimden gelen bir katkı olursa yardımcı olmaya çalışacağım.

   Japonya - Osaka yazımı okumak için tıklayınız....


                                                                                                     TOKYO'YA İYİ SEYAHATLER   

Hiç yorum yok: