ABD - NEW YORK

  Haziran 2001-2003- 2010

   NEW YORK, NEW YORK

New York'ta üç kez bulundum. Birincisi, 2001 yılında New York ile Miami arasında iki hafta süren bir ABD doğu yakası yolculuğunun başlangıç noktasıydı (bunu bir yazı dizisi olarak yazdım). İkincisi, 2003 de İngilizce dil bilgimi geliştirmek üzere gidişim. Üçüncüsü de 2010 yılında, öğrenci olarak evlerinde pansiyoner olarak kaldığımın ailenin daveti üzerine gidişim.


New York'u anlatmak buranın sınırlarını zorlayacak bir durumdur ama yine de bence önemli olan yerleri ve yaşam tarzlarını anlatmak istiyorum. New York tam bir dünya kenti, her ülkeden, her ırktan, her milliyetten insanı burada görmek mümkün. Her ırktan insanın yaşam bölgeleri de ayrı ayrı. Örneğin, Siyahlar Harlem ve BronksLatinler Bronx ve YonkersÇinliler China Town'da, İtalyanlar Little İtaly de gibi. Tabii bazı bölgelerde karışık bir yaşam da var. Buradaki Türk kökenliler de genellikle, New Jersey'de yaşıyorlar ve onlar da kendilerine bir mahalle kurmuşlar. İnsan çeşitliliğinden adeta başınız dönüyor. Ama kimsenin kimseye bir müdahalesi yok, isteyen istediği gibi davranıp yaşıyor, tam bir özgürlükler şehri NY. Örneğin; metroda giderken, basketbol topu sektiren siyahi çocuğa neredeyse tepki gösterecektim ama, kafasını kaldırıp da bakan benden başka insan yok, çaresiz sessiz kaldım. Adamın birisi takım elbise giymiş, çoraplarının birisi kırmızı diğeri yeşil, ama kimse en azından bıyık altından bile gülmüyor bu duruma.


New York denince akla öncelikle Manhattan ve dev gökdelenler geliyor. Ancak burası New York' un sadece küçük bir bölümü, büyük bir arazi üzerine kurulmuş bu kent. Broadway adını, aramızda duymayanımız yoktur. Çok uzun bir cadde Broadway ve özellikle bu caddenin adı Manhattan bölgesinde 42.ve 45. caddeleri arasında bulunan büyük sahnelerde müzikal gösterilerileriyle özdeşleşmiş durumda. Resimdeki cadde Broadway ve caddenin merkezi ise Times Square. New York'un en ünlü meydanı burası.


Manhattan'ın merkezi, Times Square denebilir. Bir çoğumuz gökdelenlerdeki dev ekranlarıyla tanıdığı yer burası. Adı meydan ama çok da büyük olmayan bir meydan. Buraya çok yakın mesafedeki müzikallerin uygun fiyatta biletlerini temin etmek için, uzun bir kuyruk olduğunu görürsünüz burada. Tabii ki New York'a gelmiş olan turistlerin uğradığı ilk merkez de burası. Sokaklarında gösteri yapanlar, turistik hediye satan dükkanlar, sokak satıcıları ve çok yoğun bir insan trafiği bulunuyor burada.

Buraya yakın bir parkta dinlenmek için mola verdiğimizde, eşim kahve ve sigara içmek istedi ama ne görelim, parkın o bölümünde sigara içme yasağı var. O zamanlarda bizde kahvelerde ve restoranlarda sigara içiliyordu.


ABD resimde de görüleceği gibi her türlü çılgınlığın yapılabileceği bir ülke.


Burada yıllardır sahnelenen ünlü müzikaller var. Ben bu müzikallerden, Operadaki  Hayalet (The Phantom of the Opera) müzikalini  izledim. Çok müthiş bir gösteriydi, yaşamın boyunca böyle bir müthiş gösteri izlememiştim doğrusu. New York'a gitmeyi düşünenlere tavsiyem bu müzikallerden en azından birine gitmeyi ihmal etmemenizdir.


Manhattan gökdelenlerinden, ziyaretçi kabul eden Empire State,102 katlı ve 381m. yükseklikteki bir bina. Üzerinde bulunan dev antenle boyu 443 m. ye ulaşıyor. Ziyaretçilerin sadece en üst katına çıkabiliyor ve bu katta korkuluklar olmasına rağmen, insan bu kadar yüksekten bakınca oldukça heyecanlanıyor. Aşağıdaki, bırakın insanları görmeyi, araçlar bile küçücük görünüyor. Bu ziyaretçilerden de alınan paralar da oldukça iyi bir gelir oluyor onlara. İnşa edildiğinde dünyanın en yüksek binası olan Empire State, şu anda 5. liğe düşmüş durumdadır.   


Her yıl Mayıs ayında burada bir "Türk Yürüyüşü" düzenleniyor. 2003 yılında burada düzenlenen yürüyüşe eşimle birlikte katıldık. Çeşitli kurumlar olarak katılınıyor, biz  de Galatasaraylılar ekibiyle katıldık yürüyüşe.


New York'ta  çok sayıda köprü var, Bunlardan en önemlileri Manhattan ile Brooklyn köprüleri. Manhattan köprüsü taş ayaklar üzerine oturtulmuş bir asma köprü. Manhattan'ın Pier tarafı ile Brooklyn'i birbirine bağlıyor. Brooklyn Köprüsü  ise çelik bir asma köprü, o da China Town ile Brooklyn'i birbirine bağlıyor. Resimde öndeki Manhattan, arkadaki ise Brooklyn Köprüleri, resimde benim bulunduğum yer de Pier.  Pier bir alışveriş merkezi ve balık restoranlarıyla ünlü bir mekan.


Ellis Adası ve Liberty Parkı, Manhattan'ın en alt ucundaki Battery Parktan kalkan  teknelerle gidilen adalar. Liberty  parkı, Özgürlük Heykelinin bulunduğu ada. Ellis adası ise, Amerika'ya gelen göçmenlerin, karantina altında tutuldukları ada. 1892 den 1954 yılına kadar bu ada karantina adası olarak kullanılmış. Bu ada şu anda, göçmenlerin o dönemini anlatan ve onların eşyalarından oluşturulmuş bir müze haline getirilmiş.


11 Eylül 2001 de Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan saldırı sonrasında yıkıntıların temizlenmesinin ardından, burası uzunca bir süre etrafı çevrilerek, boş durumda kaldı. Oraya daha alçak bir bina inşa ediliyordu benim en son gördüğümde ve burası da bir anıt gibi değerlendirilecek. Sağ taraftaki resimde inşaat alanı görülüyor.


China TownSO-HO ve Little Italy de Manhattan'ın güney bölgesinde bulunuyorlar. China Town bizdeki bit pazarları gibi bir bölge. Çinlilerin yaşadığı bir semt ve adını da bundan alıyor. Daha ziyade Çin'den getirilen ucuz hediyelik eşya satılan dükkanlardan oluşuyor. Çok yoğun insan trafiğinin olduğu bir bölge. Özellikle dışarıdan gelen turistlerin ilgisini çeken bir yer. Bitki çayları ve ilaçları da burada oldukça yoğun ilgi görüyor. Burada bir Çin restaurantında "Pekin Ördeği" yiyip tadını öğrenmiş oluyoruz. Eşe dosta küçük birer anı hediyelik almayı da ihmal etmiyoruz buradan.


Little Italy, ismi üzerinde buranın küçük İtalya'sı. Burada da binalar çok yüksek değil ve yaşayanlar da genellikle İtalyanlar. Burada çok miktarda İtalyan restoranları var ve İtalyan mutfağından ne düşünürseniz burada mevcut.


Gelelim Harlem'e, Harlem bir çoğunuzun da bildiği gibi bir zenci mahallesi. İzlediğimiz filmlerde bu mahallede her tür suçun işlendiğini biliyoruz o yüzden adı bile korkutucu geliyor. Harlem, benim kaldığım Yonkers ile Manhattan arasında bir bölge, Manhattan'dan geçerken bindiğimiz otobüs ışıklarını söndürerek geçerdi oradan geceleri. Ama dil okulundaki bir beyaz hocamız, Harlem'in artık eskisi gibi bir suç mahalli olamadığını söylese de, orada dolaşma cesareti gösteremedim doğrusu. Ama orada yapılan dans ve müzik gösterilerinin bir harika olduğunu söylüyorlar.


Bronx'a gelince burası da Siyahi ve Latin karışımı bir bölge. Misafiri olduğumuz ailenin burada bir dairesi vardı ve bize tahsis ettiler. Ama her seferinde bizi eve getirdiklerinde, sokakların bizim için tehlikeli olacağını düşündükleri için, biz  içeriye girinceye kadar beklediler. Oysa biz onların olmadığı zamanda çıkıp dolaştık. Hatta bir keresinde yanlış metro durağında inince gece yarısı, sıcak nedeniyle sokaklarda oturan Siyahi ve Latinlerin arasından epeyce yürüyerek varabilmiştik eve. Onların da bize şaşkın şaşkın bakışlarını da bir görmek lazımdı. Çünkü ortalıktaki 2 beyaz sadece bizlerdik. Ancak hiç bir tacize de uğramadık.


New York'ta çok sayıda homeless (evsiz) insanla karşılaşabilirsiniz. Bazılarımız düşündüğünün aksine, Amerikalıların hepsi zengin değil, fırsatlar var ama değerlendirmesini bilene. Devlet te bir sosyal devlet değil.


Bronx'ta ünlü New York Yankees Beyzbol takımının bir stadyumu var, adı Yankee Stadyumu. Bu stadyumda NYYankees - Boston baseball maçını izledim. Canım o kadar sıkıldı ki uyukladım bile. :) Ama o sırada Amerikalılar maçı bağırış çağırışlarla izliyorlardı.


New York denilince akla hemen gelenlerden birisi de Central Park. Manhattan'ın merkezi denilebilecek bir pozisyonda ve çok büyük bir park. Bizde nerede bir park görseniz, bu parklar, AVM yapmak için bazılarının iştahını kabartıyor. Ama burada çok büyük bir alanda hem de arazinin en kıymetli olduğu yerde park yapmışlar ve çok güzel de koruyorlar. Burada insanlar piknik ve spor yapıyorlar, ama bizdeki gibi mangal partileri yok.


Burada dikkatimi çeken bir şey oldu, sadece insanların girebildiği hayvanlara yasaklanmış, çitle ayrılmış bölümler var. İnsanlar burada güneşlenmek için sere serpe uzanmışlar ama hayvan pisliklerinden uzak bir biçimde.

Yine bu parkın içerisinde bir de hayvanat bahçesi bulunuyor.


New York'ta müzeler oldukça fazla sayıda ve en önemlilerinden biri, belki de en önemlisi, Metropolitan Müzesi, yine bu Central Park içinde yer alıyor. Müzeyi bir günde gezip bitirmek mümkün değil.. İçerisinde belki on binlerce eser var.


New York'ta toplu ulaşım genellikler metro vasıtasıyla sağlanıyor. New York Metrosu dünyanın en uzun metrosu özelliğini taşıyor. Her istasyonu müze niteliğinde olan Moskova Metrosu'ndaki güzelliği burada görmeniz mümkün değil hatta çok kötü ve pis metro istasyonları.


Manhattan bölgesinde genellikle yer altından devam eden metro, bu bölge dışında yer üstünden ve çelik konstrüksiyonlar üzerinde devam ediyor. Görüntüsü hiç güzel değil ama ulaşım sorununu ancak böyle aşmışlar. Alt tarafında da araç ve yaya trafiği var.


New York'ta her türlü mutfağı bulabilirsiniz. Her ülkeden restaurantlar ve Fast Food'çular var burada.  Türk restaurantları da var, bunlardan biri 47. caddedeki Dervish Restoran. Burada Türkiye'den getirilen yiyecekler, balıklar var. Ben zaman zaman bu restorana gittim ve rakı - balık özlemimi giderdim.


New York, Yonkers'taki dil okulum, College of Mounth Saint Vincent.



Dil eğitimim boyunca kaldığım konut.                                                                      
                      

  Amerika'daki sevgili dostlarımız Carmen ve Jorge ile

Aslında New York ancak kitaplarla anlatılabilecek bir şehir ama ben önemli gördüklerimi kısaca paylaşabildim.




İYİ SEYAHATLER

Hiç yorum yok: